Özel içerik:

Dünyaca ünlü piyanist Evgeny Grinko’dan Türkiye’ye özel jest: İzleyiciyi Türkçe selamladı, Türkçe parça çaldı

Minimalist piyano müziğinin sevilen isimlerinden Evgeny Grinko, uzun süredir...

Adıyamanlılar Vakfı 30’uncu iftar organizasyonunu gerçekleştirdi

Adıyamanlılar Vakfı tarafından bu yıl 30’uncusu düzenlenen Geleneksel İftar...

Feriköy’ün 100. yıl hedefi: Yeniden profesyonel ligler

MEHMET KALFA Türk spor tarihinde önemli bir yere sahip olan...
Ana Sayfa Blog Sayfa 6

Yankı Bağcıoğlu’ndan Teğmenlere destek

0

Kara Harp Okulu’nda 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla düzenlenen mezuniyet töreninde, mezun teğmenlerin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atması gündem oldu.

Genç teğmenlerin sloganına, AKP’ye yakın isimlerden tepkiler geldi. Teğmenlerin hakkında soruşturma açılmasının istenmesi sosyal medyada geniş yankı buldu.

MHP’den destek

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’den ise teğmenlere destek geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türk milletinin onurlu neferlerini yetiştirmeye devam ettiğini belirtti ve bu genç teğmenlerin, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden sadık askerler olduklarını vurgulayarak destek verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Teğmenler hedef alanlara bir tepki de CHP Genel Başkan Yardımcısı Em. Tümamiral Yankı Bağcıoğlu’ndan geldi. Bağcıoğlu, “Yalanlar üzerine kurulu haysiyet cellatlığı” başlığıyla sosyal medya hesabından paylaştığı yazısında şunları yazdı: 

Bugün itibari ile vatan savunmasındaki görevlerine başlayacak teğmenlere ahlaksızca saldıran FETÖ artıkları ve Atatürk düşmanlarına soruyorum. Yıllardır mezuniyet törenlerinde; ya resmi tören içinde ya da sonrasında Kara Harp Okulu mezuniyetinde gündeme gelen yemin edilir, bazen haber değeri olur bazen olmaz. Geçmişten 2 örnek; Hava Harp Okulu 2006 yılı, Deniz Harp Okulu 2014 yılı mezuniyet törenleri . Bu ant  yine yapılmış. Ne değişti şimdi zıvanadan çıktınız,evlatlarımız ilave olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını andığı için mi? Biz kumpaslar ile boğuşurken şimdi tetikçilik yapanlar o dönem FETÖ borazanı idi. FETÖVARİ haysiyet cellatlığını bırakın, biraz şerefiniz varsa!

Sığınmacılar için kurulan dernekten çok tartışılacak Kayseri raporu!

0

Devlet Suriyelilerin zararı acilen ödemeli!

Kayseri’de bir Suriyelinin 7 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla başlayan gösteriler ve şiddet olaylarında halk Suriyelilere ait olduğu iddia edilen işyerleri ve araçlara zarar vermişti. Suriyeliler yararına faaliyet gösteren bir dernek hazırladığı raporda, sığınmacıların zararının devlet tarafından ödenmesini istedi.

ERCAN KÜÇÜK

Türkiye, geçtiğimiz Temmuz ayında Kayseri’de yaşanan olaylara odaklandı. Bir Suriyelinin 7 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ettiği iddiasının duyulmasının ardından çıkan olaylarda halk sokağa çıkmış, Suriyelilerin iş yerlerini ve araçlarını ateşe vermişti. Çıkan olayların ardından 5 bin civarında Suriyeli şehri terk edip ülkelerine geri dönmüştü.

Yaşanan olaylarla ilgili Suriyelilere yönelik faaliyet gösteren bir derneğin çok tartışılacak bir rapor hazırladığı ortaya çıktı. Samimi Haber o rapora ulaştı. Raporda Suriyelilerin zararlarının mahkeme kararı beklenmeden acilen Kayseri Valiliği, yani devlet tarafından karşılanması talep edildi.

40 milyar dolar Arap sermayesi kaçmış!

Raporun ilk cümlesinde; “Türk ve Suriye tarih kitaplarındaki düşmanlıkları artıran cümleler ve sosyal medyadan yanlış duyumlarla, iki toplum arasında kardeşlik, hoşgörü ve müsamaha kültürü azaldı” ifadeleri yer aldı. Yaşanan olayların programlı bir kalkışma olduğu iddia edildi.

Raporda iddia edildiğine göre, Araplar ve Suriyeliler aleyhine yapılan eylemlerden dolayı Türkiye’den 2023 yılında 40 milyar dolar Arap sermayesi çekilmiş!

Raporda, yaşanan olaylardan dolayı Suriyelilerin korku sebebiyle 1 hafta boyunca evlerinden çıkamadığı, ev ve işyeri sahiplerinin Suriyeli kiracılarını çıkartmak istediği, 700 kişinin zararlarının tazmin edilmesi için valiliğe başvurduğu belirtildi.

Çocukları ve yakınlarıyla birlikte toplamı 400 kişiyi bulan yaklaşık 80 Suriyeli ailenin sınır dışı edilmek üzere Kayseri Geri Gönderme Merkezine alındığı, bu ailelere zorla gönüllü geri dönüş formları imzalatıldığı iddia edildi.

‘Kimlikler değiştirilsin’

Raporun ‘Bundan sonra ne yapılmalı’ başlıklı kısımda talepler sıralandı. 12 maddelik talepler şu şekilde:

1 – Toplumda huzur ve güvenin oluştuğunu tüm Suriyelilere göstermek için Valilik ve Suriyeli akiller, kanaat önderleri acilen bir araya gelmeli, bundan sonraki süreçte mal, can ve namus güvenlikleri konusunda açıklamalarda bulunulmalı.

2 – Toplumun huzur ve güvenini bozmaya çalışan kişiler, sosyal ve ulusal medyada yanlış ve kışkırtıcı yayınlar yapanlar tespit edilip gerekli yasal işlem yapılmalı.

3- Provokatif ve isyan olayına karışanları ve arkasındakileri tespit edilip haklarında hukuki işlem derhal yapılmalıdır. Bu olayları üç beş serseri, hırsız, arsız, gaspçı, FETÖ’cü, PKK’lı yaptı diyerek hafife alamayız. Gereği yapılmazsa bu olayların yeniden patlayabileceğini ikaz ediyoruz.

4- Suriyelilerin yoğun yaşadığı mahallelerdeki kamu görevlilerine, özellikle mahalle muhtarlarına sık sık brifing, uyarı ve ikazlarda bulunulmalı. Zira kamu görevi ifa eden her bir kamu görevlisi siyasi görüşünü arka plana atarak herkese eşit ve adaletli davranmalıdır. 

5 – Suriyelilerle ilgili yanlış bilinenlerin doğruları medya, MEB, Devlet Kurumları ve STK’lar aracılığı ile anlatılmalı.

6 – Kardeş Aile projesi oluşturulup, bir Türk aile ile bir Suriyeli ailenin kardeş olması sağlanmalı.

7 – Suriyelilere mahsus verilen büyük sarı kimlikler değiştirilerek ehliyet şeklinde yeni kimlikler verilmeli.

8 – Suriyelilerin zararları mahkeme süreci beklenmeden Valilik tarafından acilen ödenmeli.

9 – Hedef tahtası olan araçlardaki M plaka uygulaması kaldırılıp normal plakaya dönülmesi gerekir.

10 – Beyin ve sermaye kaçışını önlemek için, uygun kriterde olan Suriyelilerin Türk vatandaşlığına kabul edilmesi gerekir.

11 – Göç idareleri ırkçı, yabancı düşmanı, yanlış işler yapan personelden kurtarılmalı.

12 – Üniversitede okuyan Suriyeli öğrencilerin eğitim harcı bedelleri makul seviyeye çekilmeli.

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde ekonomi: Yaylalar, çadırlar, tapınaklar ve domates

0

Çin’in batıya açılan kapısı olan Sinciang Uygur Özerk Bölgesi, aynı zamanda Kuşak Yol İnsiyatifi’nin de başlangıç noktasında bulunuyor. Uluslararası ticaretin yanısıra turizm ve tarım da bölgenin geleceğinde önemli bir etkiye sahip olacak.

Ercan Küçük

Çin’in en önemli günlük gazetelerinden Guangming’in davetlisi olarak gittiğimiz Sinciang Uygur özerk Bölgesi ziyaretimizde bölgenin çok kültürlülüğünün yanısıra ekonomik ve jeopolitik yönünü de görme fırsatımız oldu.

Çin’in en batısında yer alan Sinciang Uygur özerk Bölgesi, ülkenin Batıya açılan kapısı görevi de görüyor. Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan’la komşu olan bölge Kuşak-Yol İnsiyafinin de başlangıç noktası. Bölge aynı zamanda Türkiye ile, soy bağı, tarihi ve kültürel bağları ile Türkiye ve Çin arasında köprü konumunda da bulunuyor.

Günde 600 bin yılda 100 milyon kargo

Urumçi’deki duraklarımızdan birisi Asya-Avrupa-Afrika’yı hem ekonomik, hem kültürel hem de siyasi olarak birbirine bağlayan insiyatifin kritik noktalarından birisi olan Urumçi Uluslararası Karalimanı’ydı. Kuşak-Yol insiyatifi ile Çin’den çıkan bir ticaret treninin Avrupa’ya varması 11 gün sürüyor. Bir yandan lojistik merkezi işlevi de gören limandan çıkan ürünler 3 ana rotadan, 19 ülkeye ve 26 şehire ulaşıyor. İç ve dış piyasanın birbirine bağlayan karalimanı, 2 bölge ve 5 merkezden oluşuyor. Rotalardan biri Türkiye’den geçerek Avrupa’ya ulaşıyor.

Sadece 2023’te 8400 trenin kalktığı limandan 2011’den günümüze kadar ise kalkan trenin sayısı 92 bine ulaşmış. 800 bin m2’lik alana sahip karalimanından günde 600 bin kutu, son bir yılda 100 milyon kutu gönderimi yapıldı. 

Çin’in Şinciang Uygur Özerk Bölgesi’nin İli Kazak Özerk Vilayetine bağlı Horgos da bölge için önemli bir ekonomik durak. Çin-Kazakistan sınırında yer alan Horgos Serbest Ticaret Bölgesi, dünyanın ilk sınır ötesi uluslararası serbest ekonomi bölgesi. Bu ekonomi bölgesi vergiden muaf bir bölge. Burada onlarca dükkanda Çin ve Kazak malları satılıyor.

Modern çağın kavimler göçü

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi önümüzdeki yıllarda dünyada turizmin yıldızı olabilir. Bölge, çok kültürlü yapısı, Tanrı Dağları gibi doğal güzellikleri ve hatta din turizmi ile önemli bir potansiyele sahip. 

Gezdiğimiz kentlerde daha çok Çin’den ve bölgenin diğer kentlerinden gelen turistlere rast gelsek de 2024’ün ilk yarısında Şinciang 120 milyondan fazla yerli turist ağırlamış. Ay Yeni Yılı’nın 15 gün öncesi ile 25 gün sonrasını içine alan, Çin’in geleneksel bayramlarından olan 40 gün süren “Bahar Bayramı” dünyanın en büyük kitlesel göçü, günümüzün kavimler göçü olarak adlandırılıyor. Bahar Bayramı’nda milyonlarca Çinli’nin ziyaret ettiği bölgelerden birisi de Sinciang Uygur Özerk Bölgesi oluyor. Urumçi’nin Eminönü’sü Sinciang Uluslararası Kapalı Pazarı, Gulca’da (Yining) Liuxing Street’i, Kaşgar’da Eski şehir denen bölgedeki çarşılarda bölgedeki etnik halklara kültürlerine ilişkin hediyelik ürünler ayrıca ilgi çekiyor. 

Otelsiz doğa turizmi

Bölge Tanrı Dağları, Nalati Yaylası gibi bölgeleriyle doğa turizminde da büyük potansiyele sahip durumda. İli Kazak Özerk İli’ne bağlı bu coğrafyada Kazaklar, yazın Tanrı Dağları’na çıkıp obalar çadırlar kuruyorlar. Teleferik ve belli bölgeye kadar servislerle çıkılan bölgede imar rantı ve yapılaşmaya kesinlikle izin verilmiyor. Yaylalarda bir tane otel yok. Burada bir yandan Kazaklar günlük hayatlarına devam ederken bir yandan da bölgeye gelenler uçsuz bucaksız coğrafyada oksijene doyuyor. Sadece Nalati Yaylalarına 2024’ün ilk yarısında gelen turist sayısı 2 milyonu geçmiş.

İslam’dan Budizme inanç turizmi

Bölge tarih ve doğanın yanında inanç turizmi açısından da büyük potansiyele sahip. Gezdiğimiz camilerden olan Urumçi’deki Yanghang Cami 1897’de yapılmış. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Haziran ayında ziyaret ettiği camide Uygurca, Kazakça, Kırgızca, Çince Kur’an-ı Kerimler de bulunuyor. Ziyaret ettiğimiz diğer cami ise kadim Türk kenti Kaşgar’daki İdgah Cami oldu. 600 yıllık cami bizdeki Sultanahmet Camii gibi, ibadet saatleri dışında turizme açılmış. Biz oradayken de gördükki Kaşgar Camii’ne turistlerin ilgisi çok yüksek.

Çin’de önemli bir yere sahip olan Budizm’in tarihi tapınakları da turizme açılmış ya da açılmak üzere. İli Kazak Özerk İli’nde bulunan, Kızıl Tapınak, Subaşı Tapınağı ve Kızılgah Fener Kulesi, Budizm inancı için büyük değer taşıyor. Yine imar rantına ve yapılaşmaya kapalı olan bu mekanlar da bölgeye turist çekmeye hazırlanıyor.

1 fidan 80 kilo

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde teknoloji destekli tarım da önemli bir yere sahip. Hurgus Yüksek Teknoloji Alanında Çin’in en büyük 5. Yapay zekalı ziraat fabrikasını da ziyaret ettik. 400 milyon Yuan yatırımın yapıldığı fabrikada yapay zekayla üretilen ve düzenli kontrol edilen domates seralarındaki yüksek teknoloji dikkat çekiyor. Topraksız tarımın yapıldığı toprak yerine hindistan cevizinin kullanıldığı seralarda bir domates fidesi yatay olarak 18 metre uzayabiliyor. Bu fidelerden 80 kilo verim alınıyor.

Sonuç olarak; Sinciang Uygur Özerk Bölgesi Kuşak-Yol İnsiyatifi’nin de büyümesiyle hem ekonomik hem kültürel olarak coğrafyanın yükselen yıldızı olabilir. Türkiye’nin soy bağı, tarih-kültür ve inanç bağının olduğu Sinciang Uygur Özerk Bölgesi Türkiye ile Çin arasında aynı zamanda ekonomik bir köprü görevi görebilir. Emperyalizmin müdahalele ve amaçlarına alet olmadan 2 ülke arasında ticaret artarak hedeflenen ticari seviyelere ulaşılabilinir.

Çok kültürlü çok dinli kadim topraklar: Sinciang

0

Çin’in 5 özerk bölgesinden en büyüğü olan Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde 13 etnik grup yaşıyor. Çok kültürlü bu coğrafyada Kazakların obaları da korunuyor, 600 yıllık İdgah Camii de, yüzlerce yıllık Subashi Budist Tapınağı da.

Ercan Küçük

Çin 56 etnik gruptan oluşan bir ülke. Sinciang Uygur Özerk Bölgesi de başta Uygurlar olmak üzere 13 farklı etnik gruba ev sahipliği yapıyor. Binlerce yıldır yerleşimin olduğu, medeniyetlerin kurulduğu bu kadim topraklarda barış içinde huzurlu yaşamanın yolu çok kültürlü ve eşit bir hayatı paylaşmaktan geçiyor.

Uygurların yanısıra Kazak, Rus, Han, Sibo gibi birçok farklı etnik halk asırlardır Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşıyor. Bu kadar farklı etnik grubun olduğu bölgede çok kültürlülük hakim. Bunu daha bölgedeki ilk durağımız Sinciang Medeniyetler Müzesi’nde görmeye başladık. 1959’da açılan müzede bölgenin yaklaşık 5 bin yıllık tarihine ait eserler sergileniyor.

Urumçi’deki bir diğer durağımız Urumçi’nin Eminönü’sü Sinciang Uluslararası Kapalı Pazarında, Uygur yemeklerinin baharatlı kokularını almamak mümkün değil. Uygur müzik aletleriyle müzik yapan Uygur amcalar ve kendini müziğin ritmine kaptıran küçük Uygur kızını izlemek çok keyifliydi.

Tanrı Dağları eteklerinde kımız

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne bağlı İli Kazak Özel İli bir Kazak kenti. İli’ye bağlı Nalati Kasabasında Tanrı Dağları eteklerine çıkan Kazaklar yaz mevsimini burada geçiriyor. Bölge turizme de açılmış. Hiçbir otel vs imara açılmayan bölgede Kazaklar günlük yaşantılarına devam ederken bir yandan da kurulan obalarda Kazak kültürüne dair gösteriler, yemekler vs. bu çok kültürlülüğü ortaya koyuyor. İsterseniz ata binip Tanrı Dağları’na doğru yaklaşık bir saatlik yolculuğa çıkın, isterseniz Kazak çadırlarında kımız için.

İli’ye bağlı Gulca’da yuvarlak bir merkezden altı ana caddeye kadar uzanan özel altıgen yapısıyla meşhur Liuxing Street üzerinde Uygur ve Kazak kültürlerinin hakim olduğu birçok restoran ve dükkan var. Hem Uygur ve Kazak yemekleriyle karnınızı doyururken bir yandan da etnik gösterileri izleyebiliyorsunuz. Çarşıda dolaşırken elinde mikrofon karşısında cep telefonuyla canlı yayın yapan fenomenleri de görebiliyorsunuz, çalan müzikle etnik danslarını sergileyen vatandaşları da. Hatta burada Rus Aleksander Zazurin’in koleksiyonu olan 800’den fazla akordiyondan oluşan Akordiyon müzesi de bulunuyor. Müze alanında Kazak, Kırgız, Uygur, Han vs. sanatçıların kendilerini tanıtıp birlikte yaptıkları müziği de dinledik.

Birini çıkartsan hepsi yıkılır

Kaşgar ise tam bir kadim şehir. Kaşgarlı Mahmut’un diyarı Kaşgar’da Çin ve Uygur kültüründe yeri olan ‘Mis Kokulu Cariye’ performansı da etnik grupların iç içeliğinin ispatı adeta. Dilek ağaçlarına asılan kilitlerin üstünde Çince dilekleri de görebiliyorsunuz, Yusuf ve Guljannat’ın isimlerini de. Kaşgar’daki Şinciang Fei Park’ta yer alan anıt Çin’deki etnik grupları temsil eden 56 sütundan oluşuyor. Adeta bir ders verircesine, bir sütun yıkılırsa bütün anıt yıkılıyor.

Yüzlerce yıllık ibadethaneler

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi camileriyle de dikkat çekiyor. Urumçi’nin en büyük camisi 1897’de yapılan Yanghang Camisi’ne geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanısıra İslam İşbirliği Teşkilatı üyeler de gitmişti. Caminin son ünlü misafiri Dışişleri Bakanı Hakan Fidan oldu. Caminin kütüphanesinde Çince, Uygurca, Kazakça, Kırgızca dillerinde Kuran-ı Kerim bulunuyor. Benim inceldiğim Kuran’ı Kerim Uygurca’ydı mesela.

Kaşgar’daki İdgah Camii de 600 yıldır dimdik ayakta. Camiide duvara asılmış Hoten halısında iç içe geçen 56 motif, Çin’deki 56 etnik grubu sembolize ediyor.

Sinciang Müslüman kimliğiyle bilinse de bir yandan Budizm’in de merkezleri arasında yer alıyor. Kuça (Kuqa)’da bulunan Kızıl Tapınak’ta yüzlerce yıl önce inşa edilen Budist mağaralarını gördük. Bu mağaraların içinde yer alan duvarlara yapılmış resimlerin bazıları Almanlar ve İngilizler tarafından kaçırılarak Avrupa’ya götürülmüş. Kuça’da gittiğimiz 2. Budist tapınağı da Subashi Budist Tapınağı’ydı. 3. Yüzyılda yapımına başlanan bu tapınak 2017’de Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Sadece Çin’in değil tüm insanlığın ortak mirası bu tapınaklar gereken restorasyonların ardından turizme de açılacak ve Çin’in dış turizm programlarında önemli noktalardan olacak.

Anonsta, parada, çarşıda.. Sinciang’da Uygurca anlaşabilmek

0

Çin’in en önemli gazetelerinden Guangming Gazetesi’nin davetlisi olarak 11 Türk gazeteci  5-14 Ağustos tarihleri arasında Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ndeydik. 9 günde yaklaşık 15 bin km yol yaptık; Urumçi, Gulca, Kuqa ve Kaşgar şehirlerini gezdik, bölgenin Türkiye’de yazılmayan gerçeklerini gördük.

Ercan Küçük

Yaklaşık 6 yıldır Sinciang Uygur Özerk Bölgesi ve bölgeyle ilgili emperyalizm destekli iddiaları ve gerçekleri araştırıyorum yazıyorum. Bu konuda yazdığım onlarca haberim ve çektiğim Madalyonun İki Yüzü: Türkiye’deki Uygurlar isimli bir belgeselim var. Dolayısıyla bölgeyle ilgili tartışmaları ve yazılanları biliyorum. Ancak daha önce gitmemiştim. Bölgeye giderek kendi gözlerimle görmek çok daha önemliydi.

Çin’in önemli yayın organlarından olan Guangming gazetesi ve Harici Medya’nın davetiyle gazeteci ve yönetmen arkadaşlarla Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne gittik. Sinciang Uygur Özerk Bölgesi, Çin’in batıya açılan kapısı konumunda bulunuyor. Kuşak Yol İnsiyatifi’nin de başlangıç noktası konumunda bulunan bölgenin başkenti Urumçi’yle birlikte sırayla İli Kazak Özerk İli’ne bağlı Nalati, Gulca ile Kuça ve Kaşgar’ı gördük. Yaklaşık 10 milyon Uygur Türkünün yanısıra Kazak, Rus, Han, Sibo gibi 56 farklı etnik halklar asırlardır burada yaşıyor.

Ziyaretimizle ilgili muhtemelen en çok merak edilen Uygurların kültürlerini yaşayıp yaşayamadığı, dillerini özgürce kullanıp kullanmadığı konusu. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Bölgedeki Uygurların gündemi Türkiye’deki tartışmalardan çok farklı.

Her halkın kendi dilinde eğitim

Kazak Özerk Şehri olan İli haricindeki gezdiğimiz tüm şehirlerde Uygurlar çoğunlukta. Urumçi Havalimanı’ndan itibaren bölgenin tamamında Arap alfabesi kullanan Uygurların dili Uygurca mevcut durumda. Özellikle devlet kurumlarında ve kamuya ait tabelalarda Uygurca ve Çince kullanılması zorunluluk. Özel işletmelerde bu kişinin isteğine bağlı. Tabelasında Uygurca kullanmak isteyenlere engel olunmuyor. Havalimanında ve uçakta yapılan anonslarda kullanılan dillerden birisi de Uygurca’ydı. Uygurlar arasında Abdureşid, Selahattin, Abduselam gibi isimlere rastlamak da mümkün.

Uygurca eğitimi okullarda da mevcut. Uygurların olduğu bölgelerde öğrencilere Çince Uygurca İngilizce eğitim verilirken, Kazakların olduğu bölgelerde Çince Kazakça ve İngilizce eğitim veriliyor. Uygurca Çin’de ülkenin para birimi Yuan’a da girmiş. Üstünde Mao’nun resminin olduğu Yuan’da kullanılan dillerden birisi de Uygurca.

Uygur müzikleri ve Dobbalı amcalar

Urumçi’nin Eminönü’sü Sinciang Uluslararası Kapalı Pazarı, Gulca’da (Yining) Liuxing Street’i, Kaşgar’da Eski şehir denen bölgedeki çarşıları gezdik. Pazarlarda Uygur yemeklerinin baharatlı kokularını almamak mümkün değil. Onbinlerce vatandaşın gezdiği, alışveriş yaptığı çarşılarda istediğimiz tezgaha gidip istediğimiz dükkanda alışveriş yaptık. Urumçi’de Uygur müzik aletleriyle müzik yapan Uygur amcalar ve kendini müziğin ritmine kaptıran küçük Uygur kızı da gördük, üzerine çeşitli yemişler katıp yoğurt satanları da, 5 dk’da karikatürünüzü çizenleri de. Burada dobbalı Uygur amcalarla da etnik kıyafetlerle gezen Uygur kızlarla da fotoğraflar çekildim. Bölgede etnik kıyafetlerle fotoğraf çektirmek özellikle yerli turistler arasında epey popüler. Çarşıda birçok yerde Uygur Kazak etnik kıyafetleriyle fotoğraf çektirenlere rastlamak mümkün.

Türkiye deyince gülen yüzler

Yuvarlak bir merkezden altı ana caddeye kadar uzanan özel altıgen yapısıyla meşhur Liuxing Street üzerinde Uygur ve Kazak kültürlerinin hakim olduğu birçok restoran ve dükkan var.

Kaşgar ise kadim bir Türk kenti. Benim Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde en beğendiğim yerler Kaşgar ve Tanrı Dağları eteklerindeki Kazak kasabası Nalati oldu. Kaşgarlı Mahmut’un diyarı Kaşgar’daki çarşıda Uygur kültürünü tam olarak görmek mümkün. Uygur etnik şapkası dobbalar, geleneksel giysiler, dutar gibi Uygur müzik aletleri hemen her dükkanda, İstediğimiz dükkanlara gittiğimiz bu çarşıda Türkiye’den geldiğimizi öğrenen Uygurlar mutlu oldu, onlar Uygurca biz Türkçe konuşarak anlaştık.  Fiyatlarda bizlere özel indirimler yapanlar da oldu. Korgos Çin-Kazakistan Uluslararası Serbest Ticaret Bölgesi’nde birlikte dolaştığımız Uygur arkadaşla da o Uygurca ben Türkçe konuştuk. Kaşgar’da turistlerin çokça ilgi gösterdiği, fotoğraflar çektirdiği sokaklarda da Uygurca yazılar dikkat çekiyor.

Bir çok mekanda Uygur ve Kazakların etnik gösterileri ve şarkılarını izledik dinledik. Ama Kaşgar’da izlediğimiz Uygur ve Çin tarihinde önemli yere sahip olan ‘Mis Kokulu Cariye’ gösterisini herkesin izlemesini isterdim. İparhan ve Dilşad Hatun isimleriyle de bilinen ‘Mis Kokulu Cariye’nin ailesinin mezarları da kendilerine özel yaptırılan mezarlıkta korunuyor. Mezarlıkta fotoğraf çekmek ise yasak. Açıkçası bu noktada yasakları çiğneyip fotoğraf çektiğimi söylemeliyim.

İdgah Camii’de dua

Bölgeye dair merak edilen konulardan birisi de Uygurların ibadet özgürlüğü. Urumçi’de Yanghang Camii ve Kaşgar’da tarihi İdgah Camii’ni ziyaret ettik. Urumçi’nin en büyük camilerinden olan Yanghang Camii 1897’de yapılmış. Camiiyi daha önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İslam İşbirliği Teşkilatı da ziyaret etmiş. Aynı zamanda Sinciang İslam dini Federasyonu Başkan Yardımcısı da olan Cami İmamı Muhterem Şerif 5 bin m2 alana sahip 3 katlı camiye Uygurlar, Kazaklar ve Huilerin geldiğini, yurtdışından da Pakistan, Afganistan gibi ülkelerden gelenlerin olduğunu aktardı. İmam Şerif, sürekli açık olan camiye Cuma günleri 300-350 kişinin , bayramlarda da 3 bini aşkın kişinin gelip ibadet ettiğini belirtti. İmam Şerif, kütüphanesi de olan camide Uygurca, Çince, Arapça ve Kazakça Kur’an bulunduğunu da söyledi. Benim de camide incelediğim Kur’an Uygurca’ydı. İmam Şerif, T24 yazarı Aslı Atasoy’un sorusuna verdiği cevapta ise şunları söyledi:

“Radikal düşünce bizim dine ait değildir. İslam aslında buna karşı çıkıyor. Hz. Muhammed Peygamberin bu konuda bir hadisi var. Din konusunda aşırıya gitmeyelim. Sizden önce birçok etnik grup aşırıya gittiği için yok oldu”

Ziyaret ettiğimiz diğer cami İdgah Cami yaklaşık 600 yıldır ayakta. Kadim şehir Kaşgar’ın tarihi camisi İdgah Cami bizdeki Sultanahmet Camii’ne benzer şekilde ibadet saatleri dışında turistlerin ziyaretlerine açılıyor. Tarihi camide ibadet saatleri dışında oturup dua etme mutluluğunu da yaşadım.


Sonuç olarak;

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi, başta Uygurlar olmak üzere bir çok etnik halka ev sahipliği yapıyor. Binlerce yıldır yerleşimin olduğu, medeniyetlerin kurulduğu bu kadim topraklarda etnik kaşıyıcılığın panzehiri çok kültürlü ve eşit bir hayatı paylaşmaktan geçiyor. Bu da halkların dil, kültür ve dini inançlarını eşit ve özgür bir şekilde yaşayabilmesiyle gerçekleşir. Konuştuğumuz bazı Uygur ve Kazakların, “Ben Uygurum, ben Kazak’ım. Ama Çin vatandaşıyım. Burası benim ülkem benim devletim” cümlelerini kullanması bu açıdan daha da anlamlı.


Veri hırsızları fidye istemiş

0

Dijital veri ihlalleri devam ediyor. Çalınan verilerimiz bizlere yabancı ülkelerden mesaj ve arama şeklinde geri dönüyor.

Ercan Küçük – Haber Merkezi

Dijital verilerimiz çalınmaya devam ediyor. Sadece son bir ayda bildirilene göre 3 kez veri ihlali yaşandı, yaklaşık 800 bin kişinin verileri çalındı. Sızdırılan veriler içinde kişisel veri kategorilerinin kimlik, özlük, hukuki işlem, işlem güvenliği, sendika üyeliği gibi bilgiler yer alıyor.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), internet sitesinde yaşanılan veri ihlallerini yayınlıyor. Son bilgilere göre son bir ay içinde 3 şirket tarafından veri ihlali bildirimi yapıldı, yüzbinlerce kişinin verileri çalındı. Çalınan veriler vatandaşa hiç tanımadığı kişi ve kuruluşlardan hatta yabancı ülkelerden reklam ya da dolandırıcılık mesajı, araması olarak dönüyor.

25 Temmuz’da Ann & Robert H. Lurie Children’s Hospital of Chicago isimli şirketin KVKK’ya yaptığı bildirime göre siber saldırı sonucu dünya çapında yaklaşık 791.784 kişinin verileri çalındı. İhlalden Türkiye’den kaç kişinin etkilendiğine ilişkin ne bilgi verilmedi.

8 Ağustos’ta yapılan bildirimin kaynağı ise Maltepe Üniversitesi oldu. veri hırsızlığının kaynağı olarak siber saldırganın veri sorumlusunun sistemlerinde yer alan bir kullanıcı hesabının parolasını ele geçirdiği ve fidye yazılımı saldırısı gerçekleştirmesi gerekçe gösterildi. Bildirime göre siber saldırgan, veri sorumlusundan fidye talebinde dahi bulunmuş. Bildirimde ihlalden kaç kişinin etkilendiği belirtilmedi.

18 Ağustos’ta Gündoğdu Mobilya tarafından yapılan veri ihlali bildiriminde, ihlalden etkilenen kişisel verilerin; kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, hukuki işlem ve müşteri işlem verileri olduğu ve ihlalden etkilenenlerin çalışanlar, kullanıcılar ve müşteriler olduğu belirtildi. İhlalden kaç kişinin etkilendiğinin tespit edilemediği ifade edildi.

“Milli Piyango İdaresi oyunumu izinsiz kullandı” iddiası: Hukuki süreç İstinaf’a taşındı

0

Sadullah Başçı, Demirören ve Sisal’in işlettiği Milli Piyango’nun kendi oyun formatlarını izinsiz kullandığını iddia etti. Başçı Milli piyango İdaresi’ni dava etti.

ERCAN KÜÇÜK

İş insanı Sadullah Başçı, Milli Piyango’nun bugünkü oyunlarından Çılgın Sayısal Loto’nun, kendi tasarladığı ‘Mega Oyun (Joker)’ isimli oyun olduğunu, Milli Piyango’ya 12.12.2016 ve 02.01.2017 tarihlerinde e-posta olarak gönderdiğini iddia etti.

Başçı iddiasını yargıya taşıdı. Eserin kurum tarafından izinsiz kullanımının FSEK’nın 14,15,21 ve eserde değişiklik yapılmasını yasaklayan 16. Maddeye aykırılık oluşturduğu suçlamasıyla İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sinan Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava 22.06.2021’de başladı. Milli Piyango İdaresi (MPİ) yetkilisinin de katıldığı davada mahkeme, Sisal Şans Oyunları’na tartışmaya konu olan Çılgın Sayısal Loto isimli oyunun Başçı’nın oyunuyla aynı olup olmadığı ve haklarının alınıp alınmadığına dair belgeleri istedi, belgeler gelince de bilirkişiye tevdi etme kararı verdi.

MPİ yetkilisi duruşmada MPİ’nin devredildiği Türkiye Varlık Fonu ile Sisal Şans arasında imzalanan sözleşmeyi hatırlatarak, şans oyunlarının artık MPİ tarafından oynatılmadığını vurguladı. Davacı taraf ise anlaşmanın bir lisans devri olmadığı, şans oyunları oynatma ve lisans verme hakkının MPİ’de olduğunu savundu. Tartışmaya konu olan Çılgın Sayısal Loto’nun ilk çekilişinin anlaşmanın yapılmasından hemen 2 gün sonra yapıldığı vurgulanarak bu kadar kısa bir sürede alt yapısını nasıl hazır edildiği de sorgulandı. Sisal Şans mahkemeye gönderdiği yazıda 2 oyun arasında davacının iddialarının aksine benzerlik bulunmadığını bildirdi. Dosya, FSEK ve matematik uzmanlarından oluşacak bir bilirkişi heyetine tevdi edildi.

BİLİRKİŞİ RAPORU: OYUNLAR AYNI DEĞİL

Bilirkişi 26.01.2023 tarihinde hazırladığı raporda davacı tarafın iddialarının aksine 2 oyunun farklı oyunlar olduğu, FSEK kapsamında ise Başçı’nın Mega Oyun’un eser niteliği bulunmadığına ve haklarının ihlal edilmediği şeklinde görüş belirtti. Rapora hem davacı hem de MPİ itiraz etti. MPİ’nin itirazında “sözleşme tarihi olan 01.08.2020 öncesinde İdaremiz tarafından oynatılan oyunlarda ise davacının tasarladığı beş rakam artı joker oyunu ya da bu oyuna benzer herhangi bir oyun oynatılmamıştır” denilerek davanın reddi talep edildi. Başçı ise itirazında asıl konunun 5+1 joker uygulaması olduğunu belirtti, 2 oyundaki benzerlikleri savundu, Çılgın Sayısal Loto’ya sonradan getirilen Süperstar özelliğine dikkat çekti. 

BAĞIMSIZ UZMAN GÖRÜŞÜ: İNTİHAL SEVİYESİNDE KULLANIM

Bilirkişi raporuna itiraz eden Davacı taraf bağımsız bir Fikri Sinai Haklar Uzmanı’ndan uzman görüşü aldı. Hazırlanan bu uzman görüşünde Başçı’nın hazırladığı oyun ‘Eser’ olarak vurgulandı. “2 oyunun mantığının neredeyse aynı işleyiş ve devamında aynı sonuca varma mantığı ile çalıştığı görülmektedir” denildi. Raporun sonuç kısmında Başçı’nın hazırladığı Mega Oyun 5+1’in bir eser olduğu, bu oyunun davalı tarafından ‘Çılgın Sayısal Loto’ olarak kullanıldığı, intihal seviyesinde kullanım olduğu ve 5848 sayılı yasaya muhalefet şartlarının oluştuğu ifade edildi.

Yaklaşık 3 yıl süren davada İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 30.11.2023’te kararını verdi. Alınan bilirkişi kararlarına değinilen gerekçeli kararda 2 oyun arasında benzerlik tespit edilemediği, davacının herhangi bir hak talebinde bulunamayacağı anlaşılarak davanın reddine karar verildiği belirtildi.

İSTİNAFA GİTTİ

Kararı beğenmeyen davacı Başçı, süreci istinaf mahkemesine taşıdı. Başçı’nın avukatı Serpil Gökçınar yaptığı itirazlarının dikkate alınmadığını vurguladı. Av. Gökçınar şu ifadeleri kullandı:

“Tarafımızdan alınan, Fikri ve Sınai Haklar Uzmanı bilirkişi raporunda; müvekkilimin tasarladığı oyunun eser niteliğinde ve tam intihal olduğu beyan edilmesine rağmen mahkeme tarafından ve gerekçeli kararda kesinlikle dikkate alınmamıştır.

Tüm bu haklı nedenlerden dolayı Müvekkilimin ortaya çıkardığı oyunun, davalı kurum tarafından izinsiz kullanılmasının FSEK’nin 68. Maddesi gereğince, müvekkilimin eser üzerindeki telif haklarına tecavüz oluşturduğu çok açıktır.”

İŞTE O OYUNLAR

Bilirkişi raporunda da yer alan bilgilere göre davaya konu olan 2 oyunun kuralları şu şekilde:

Çılgın Sayısal Lotoda oyuncu 90 sayı arasından 6 adet sayı seçer. Çekiliş esnasında ise 6 adet sayı çekilir ve ilave olarak 1 adet joker sayı çekilir. Oyuncular oynadığı 6 adet sayı ile 6 bilerek 1. kategori büyük ödülü kazanabilir. Ancak çekiliş sonucu oyuncu, 5 adet sayı bilmiş ve oynadığı 6 sayı ile çekilişte belirlenen joker sayıyı bulmuş ise, 5+1 bilerek 2. kategoride ödül kazanır. 6. sayı bilen ve 5+1 sayı bilenlerin kazandığı ödül farklı kategorilerde olup, farklı tutarlardır. Ayrıca çekiliş sonucunda 5 bilen, 4 bilen, 3 bilen ve 2 bilen ödül kategorileri bulunmakta olup, 4+1, 3+1, 2+1 bilenler için belirlenen ayıca bir ödül kategorisi bulunmamaktadır. Örneğin 4 bilen oyuncu, +1 jokeri bilmek suretiyle 5 bilen kategorisinde ödül kazanamayacaktır.

Mega Oyun (Joker ) mantığı: sırasıyla 11’er sayı halinde kolonlara dizilmiş, 51 adet sayı arasından toplam 3 adet de joker sayı seçer. Çekiliş esnasında 6 adet sayı çekilir. 6,5,4 ve 3 bilen oyuncular ödül kazanır. Oyuncu çekilen 6 adet sayı arasından 5’ini bilmişse seçtiği jokerler devreye girer ve çekilen 6 sayı da oyuncunun seçtiği jokerlerden biri ile aynı ise oyuncu 6 bilen kategorisinde ödül kazanır. Aynı uygulama 4,3 bilenler için de uygulanır. Jokeri bilen oyuncu ödül kategorisini bir üst kategoriye taşıyarak ödüle hak kazanmaktadır.

Galatasaray Başkan Adayı Süheyl Batum’dan ezeli rakiplerine ‘FETÖ’ cevabı

0

Trendyol Süper Lig’de son haftaya en yakın rakibi Fenerbahçe’nin 3 puan önünde giren Galatasaray bir yandan da Başkanlık seçimlerine hazırlanıyor. Galatasaray’da Olağan Seçimli Genel Kurul 25 Mayıs’ta düzenlenecek. 37. Başkanın seçileceği Galatasaray Genel kurulu, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda saat 10.00’da başlayacak.

Uğur TEMEL

Seçim öncesi Başkan adayı Prof. Dr. Süheyl Batum, Röportajlık’ın sorularını yanıtladı. Batum, röportajda ezeli rakiplerinin Galatasaray’a yönelik FETÖ iddialarına da sert tepki gösterdi. Bu iddiaların, başarısızlığı örtmek için uydurulduğunu vurgulayan Batum şunları söyledi:

https://x.com/roportajlik/status/1793257881820610713

“1996-2000 arasını dua ve himmete bağlayan ya gerçekten hastadır ya da gerçekten futbolla alakası yoktur. Dua ve himmetle şampiyon edilebileceğine inanıyorlarsa, bütün Fenerbahçeliler otursun, dualarda himmetlerde bulunsunlar ve Fenerbahçe’yi şampiyon etsinler. Bir tek biz dua himmete inanıyoruz, öbürleri dine inanmıyor, dinsiz ve duaya himmete inanmıyor. Bu tamamıyla başarısızlığı örtmek için uydurulmuş bir şeydir.

FETÖ terör örgütünden mahkum olanların sayısına bakın. Bundan sonra konuşalım. Bunların hepsi Türkiye gibi bir ülkede ‘benim param var. İstediğimi söyletirim. İstediğimi de medya yazmak zorundadır.’ %95’i ‘Ben parayı veriyorum’ diye düşünen insanların uydurmasıdır. 

“HER TAKIMDAN SAYARIM”

Ben size 10 tane adam sayarım. Ben size her takımdan sayarım. Her takımın çok sevilen bazı takımların insanlarının şu anda Türkiye’de olmadığını bilirsiniz. Ama hiç kimse söylemez. 

Türkiye’de federasyon diye bir şey olmadığı için, hukuk diye bir şey olmadığı için, savcı diye bir şey olmadığı için, 6222 diye bir şey olmadığı için o kadar kolay algılandı ki bu…”

UĞUR TEMEL: “Ama bazı görüntüler var.”

SÜHEYL BATUM: “Daha ne görüntüler var? O toplantılarda mesela Emre Belözoğlu. Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcularından bir tanesi Ümit Özat neler söyledi? Herkes evet evet işte şucu bucu dediler. Fenerbahçe ile anlaşma yaptı. Bir anda ‘canımız ciğerimiz yok öyle bir şey palavra’ dendi. Ayrıldı, ‘zaten öyledir’ dendi.

Bunun uydurma olduğunu, dümen olduğunu herkes biliyor. Türkiye’de hukuk olmadığı için bir kulübün efsanevi başkanına, kurucu başkanına Fenerbahçe’nin genel kurulunda sözde genel kurulu üyeleri alenen hakaret ediyorlar ve o kulübün başkanı da el ile çırpıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.

Bunun başarılı olamayınca çamur atma olduğunu düşünüyoruz. Her kulüp ne olduğunu döksün. Bende var o isimler. Sizde de var. Başkalarında da var. Ama nedense sadece Galatasaray. 

Duayla himmetle. Hadi oradan. Siz hepiniz dinsizsiniz de, dine inanmıyorsunuz da o yüzden mi dualarınız, himmetleriniz tutmuyor. Ya da şöyle bir şey mi atfediyorsunuz? Fethullah Gülen’de öyle bir dua ve güç vardır ki vallahi ne yapar, yaz ayında kar yağdırır. O zaman siz FETÖ’cüsünüz.”

Süheyl Batum: Bir başkanın ‘Yolumuz onun yoludur’ diyebileceği tek adam Atatürk’tür

0

Röportaj: Uğur TEMEL

Kamera: Ercan KÜÇÜK

Kurgu: Onur GİDEN

Trendyol Süper Lig’de son haftaya en yakın rakibi Fenerbahçe’nin 3 puan önünde giren Galatasaray bir yandan da Başkanlık seçimlerine hazırlanıyor.

Galatasaray’da Olağan Seçimli Genel Kurul 25 Mayıs’ta düzenlenecek. 37. Başkanın seçileceği Galatasaray Genel kurulu, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda saat 10.00’da başlayacak.

37. Başkanlık için mevcut başkan Dursun Özbek’in yanısıra Prof. Dr. Süheyl Batum yarışacak. 

Galatasaray Spor Kulübü Başkan Adayı Süheyl Batum, Röportajlık Muhabiri Uğur Temel’in sorularını yanıtladı.

Florya Projesi’nde kim doğruyu söylemiyor? 

Florya arazisi peşkeş mi çekilecek? 

Şampiyonluk mu, inşaatlar mı?

Erden Timur bilgi mi taşıyor? 

Erdoğan’a muhalifliği kaybettir mi? 

Listeler nasıl oluşturuldu?  

Alp Yaman ve Ünal Aysal listesinde neden var? 

2016-2017 sezonu Avrupa’dan men cezası ne olacak? 

Galatasaray’ın şampiyonluklarında FETÖ’nün payı iddialarına ne cevap veriyor?

Drogba ve Sneijder planı…

Kararlı Fenerbahçe, Seyirci Okan Buruk – Musa Uçan yazdı

0

Aylardır konuşulan derbi nihayet oynandı. Lig tarihinin puan rekorlarını kıran iki takım, Galatasaray’ın adeta kaleye çevirdiği Rams Park’ta kozlarını paylaştı.

Arda Kardeşler’in maçı katletme girişimine karşın Fenerbahçe takımının kararlı oyunu, Okan Buruk’un maça seyirci kalmasının neticesinde lig şampiyonluğu, son maça kaldı.

TAKIM, HAKEM DAHİL HER ŞEYİ VE HERKESİ YENDİ

Neresinden baksan suikast, sabotaj denecek bir kırmızı kartla 10 kişi kalmasına rağmen Fenerbahçeli oyuncular kazanacaklarına emindi.

İsmail Kartal, maç sonu mütevazı bir açıklama yapmak yerine kulübün seçim işlerine taraf olarak -bence- yapmış olsa da takımını maça hem taktik hem motivasyon anlamında çok iyi hazırlamış.

Okan Buruk ise adeta İsmail Kartal’ın eleştirilen özelliklerinin bir bütünü olmuş. Kötü kadro, kötü taktik, zayıf hamlelerle Okan Buruk, Fenerbahçe kadrosundan sonda ikinci temel sebebi oldu Galatasaray adına kaybedilen 3 puanın.

Hem mevcut başkanın hem başkan adayının taktir ettiği ve yeterli bulduğu kadro, hafta içi medyaya söylediği üzere onuru için oynayıp 10 kişi kalmasına rağmen rakibine hücum şansı bile vermeden 3 puan alarak umudunu son haftaya taşıdı.

ARDA KARDEŞLER TÜRK HAKEMLİĞİNİN NAMUSU ADINA MESLEKTEN EL ÇEKTİRİLMELİ

Maçta bir hakem vardı ki evlere şenlik!

Verdiği vermediği kartlar, fauller, kararları ile maçı çığrından çıkaran, hızını alamayıp birbirine faul sonrası sarılan Osayi ve Barış Alper’e “şakalaştıkları için” sarı kart gösteren Arda Kardeşler derhal hakemlik kariyerini, kendi iradesi ile bitirmeli.

Futbol tarihimizde, bir kaç maç içinde kariyerini bitiren çok kötü hakemler izledik ama hem bu denli kötü ve hakemlik mesleğinde başarısız olup hem bu kadar maç yöneten ikinci bir hakem görmedik.

Türk hakemliğinin namusu adına, Arda Kardeşler’in hakemliği derhal bırakması veya el çektirilmesi gerekiyor.

ŞAMPİYONLUK VE DÜŞME HATTI İÇ İÇE GİRDİ

Haftaya, Konyaspor – Galatasaray maçı berabere biterse büyük ihtimal Hatay düşerken Konyaspor ligde kalıyor ve Galatasaray şampiyonluğunu ilan ediyor.

Birbirinden akıl almaz komplo teorileri ve dedikodular bir kenara bırakılacak olursa haftaya düşme hattı ile şampiyonluk iç içe geçmiş bir kör düğüm olacak.

Düşük futbol ve hakemlik performansı sebebiyle eleştirilen Süper Lig, haftaya ülkenin ana gündemi olurken belki de mucizevi şampiyonluk ve kümede kalma hikayelerine sahne olacak.

Temennim o ki sadece futbol konuşacağımız, senelerce unutulmayacak bir hafta olsun ve futbolun güzelliği Euro 2024’de millî takıma olumlu yansıyıp halkı hep beraber sokaklara döksün.