Özel içerik:

TKP’den Büyük Ankara Buluşması: “Meydan Okuyoruz!”

Türkiye Komünist Partisi’nin “Dalgaları karşılayan gemiler gibi meydan okuyoruz!”...

Türk bowlinginde hedef: İstikrar ve uluslararası başarı

Mehmet Kalfa Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu (TBBDF) tarafından...

Atlas Çağlayan cinayetinde yeni gelişme: Aileyi tehdit eden şüpheli yakalandı

İstanbul Güngören de meydana gelen Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili...

Çocuk adalet sisteminin en büyük çelişkisi: Hem fail hem mağdur

Türkiye’de son dönemde çocukların suça karıştığı vakalar giderek artarken, çetelere katılım yaşının da her geçen gün daha da düştüğüne tanıklık ediyoruz.

Avukat Gizem Gonce ile çocuk adalet sistemi üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajda; son dönemde kamuoyunda sıkça duyduğumuz “suça sürüklenen çocuk” kavramı üzerinden Türkiye’deki çocuk adalet sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini ele alırken; ceza sorumluluğunun yaşa göre nasıl belirlendiğinden, çocuğun üstün yararı ilkesinin yargılamalarda ne ölçüde hayata geçirildiğine; yoksulluk, göç ve aile yapısının çocukların suça sürüklenmesindeki rolünden, yeni nesil suç çetelerinin çocukları nasıl hedef aldığına kadar pek çok başlığı detaylı bir şekilde konuştuk.

Hukukta neden ‘suçlu çocuk’ değil de ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramı kullanılıyor? Tanımın hukuki niteliği nedir?

Çocuk Koruma Kanunu (5395 sayılı Kanun) m.3 açıkça şu şekilde düzenlenmiştir; “Suça sürüklenen çocuk”: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk. Bir diğer deyişle “Suçu işleyen” değil, “işlediği iddiası ile” olarak kabul edilmektedir. Masumiyet karinesinin çocuklar bakımından hassas uygulandığı üzerinde durulmaktadır. Kanunlarımızda tanımın hukuki niteliği şu şekildedir;

a) Maddi ceza hukuku bakımından; çocuğun kusur yeteneği ile sınırlıdır. (TCK m.31), Türk Ceza Kanunun kapsamında yaşa göre ceza sorumluluğu getirilmiştir. Yaş küçüklüğü halinde Ceza yerine güvenlik tedbirleri uygulanması mümkündür.
b) Usul hukuku bakımından çocuğa özgü soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulanır, çocuk büroları, çocuk mahkemeleri, uzman raporlarının düzenlenmesi gerekmektedir.
c) Sosyal hukuk ve koruyucu hukuk bakımından değerlendirmek gerekirse çocuk, aynı zamanda korunmaya muhtaç çocuk kabul edilmektedir.

Türkiye’de çocukların ceza sorumluluğu hangi yaş aralıklarında ve nasıl belirleniyor?

Türkiye’de çocukların ceza sorumluluğu yaşa bağlı, kademeli ve kusur yeteneği esaslı olarak belirlenmektedir. Türk Ceza Kanunu 31. Maddesinde yaş küçüklüğü durumu düzenlenmiştir. Yaş küçüldükçe ceza sorumluluğu azalır. 0–12 yaş grubu çocuklar için Hiçbir şekilde ceza sorumluluğu bulunmamaktadır.

TCK m.31/1 uyarınca; 12 yaşını doldurmamış çocuklar: Ceza sorumluluğuna sahip olmayıp haklarında ceza verilemez ve Hüküm kurulamaz. Ancak: Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanabilmektedir.

Çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda çocuk tamamen korunacak birey olarak görülmektedir. 12–15 yaş grubu çocuklar için ceza sorumluluğu, ayırt etme gücüne bağlı olarak düzenlenmektedir. TCK m.31/2 düzenlenen yaş aralığında farklı kurallara bağlı olarak sorumluluk değerlendirilmektedir. Ayırt etme gücü yoksa fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyorsa, davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmemişse ceza verilmez ancak güvenlik tedbirleri uygulanır. Ayırt etme gücü varsa ceza verilir fakat indirim yapılması zorunludur. İndirim oranları kanunda şu şekilde düzenlenmiştir;

18–24 yıl → 18 yıl, Müebbet → 24 yıl Diğer hallerde → cezada 2/3 oranında indirilir.

Ayırt etme gücünün tespiti için hakim tarafından pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı raporlarıyla somut olaya göre değerlendirilme yapılır. 15–18 yaş grubu suça sürüklenen çocuklar için ceza sorumluluğu vardır ama indirimli olarak uygulanmaktadır. TCK m.31/3 kapsamında bu yaş grubunda; ayırt etme gücü varsayılır ceza sorumluluğu bulunmaktadır.

Çocukların yargılanmasında ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesi işletiliyor mu?

Çocuğun üstün yararı ilkesi hem uluslararası hem de ulusal hukukta kabul edilmiştir. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (m.3): Çocukla ilgili her işlemde çocuğun üstün yararı esas alınır.

  • Anayasa m.41: Devlet, çocuğun korunması için gerekli tedbirleri alır.
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu: Yargılama dâhil tüm süreçlerde çocuğun hakları ve yararı gözetilmelidir.
  • CMK ve Çocuk Mahkemeleri: Çocuklar için özel usuller öngörülmüştür.

Suça sürüklenen çocukların ortak profillerinden söz edebilir miyiz? Yoksulluk, göç, aile yapısı ne kadar belirleyici? Bunların yargı sürecinde herhangi bir etkisi var mı?

Dikkat edilmesi kaydıyla suça sürüklenen çocuklar için ortak risk profillerinden söz etmek mümkündür. Ancak bu faktörler nedensel ve kaçınılmaz olmayıp, risk artırıcı unsurlar olarak kabul edilmektedir. Yoksulluk, göçmenlik ve aile sorunu olan çocuklar suç işler şeklinde bir ön kabul doğru olmayacaktır.

Yoksulluk en güçlü risk faktörlerinden biridir. Düzensiz beslenme, eğitimden kopuş, erken yaşta çalışma, sokaklarda daha fazla vakit geçirme durumları suça karışma ihtimalini de arttırmaktadır. Aile yapısının parçalanmış olması şiddet içeren ev ortamında büyüyen çocuklar ihmal ve istismara maruz kaldıklarında;ebeveynlerinin madde bağımlılığı veya ağır ruhsal sorunlarının varlığı da göz önüne alındığında bu durum çocuğun suça karışmasını arttırmaktadır.

Çocuklar mı suç işliyor yoksa koşullar mı onları suçla buluşturuyor?

Suç koşulları kavramı, çocukların riskli çevrede büyümeleri, yoksulluk çekmeleri, aile içi ihmal, ayrımcılık, okuldan kopma gibi sosyal faktörlerle daha sık karşılaşması anlamına gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre çocuğun içinde bulunduğu sosyoekonomik, psikolojik ve toplumsal ortamın, davranış biçimini belirlemede biyolojik veya kişisel özelliklerden çok daha belirleyici olduğunu görülmektedir.

Bir kez suç işledi, tekrar eder mi? Hakan Çakır cinayetindeki gibi bir durumda…

Suça sürüklenen çocuklar daha önce işledikleri suçtan sonra tekrar suç işleyebildikleri yapılan araştırmalarda görülmektedir. Risk faktörleri burada belirleyici rol oynamaktadır. Çok küçük yaşta sokakta zaman geçiren, aile desteği alamayan, okul ve toplum bağlarının zayıf olduğu, işlemiş olduğu suç sonrası yeterli rehabilitasyon veya sosyal destek sağlanamaması, hafif görünen bir suçun ardından çocuk sistem tarafından yeterince korunmaz veya yönlendirilmezse, daha ciddi suçlara sürüklenme olasılığı artmaktadır. Bu durum ceza yargılaması sisteminin “topluma kazandırma” işlevini tam olarak yerine getiremediğinin göstergesidir.

Topluma kazandırma ve güvenlik hususunda çocuk adalet sistemi, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma üzerine kuruludur. Suça sürüklenen çocuğu sadece “denetim altında tutmak” amaçlanmakta olup rehabilitasyon eksik bırakılmaktadır.

Sosyal destek, eğitim, psikolojik terapi, aile desteği gibi koruyucu mekanizmalar yeterince işletilemediğinden eksiklik, toplumsal güvenliği riske atmaktadır. Bu durumda suça sürüklenen çocuk risk faktörleriyle yeniden karşılaşır.

Hakan Çakır cinayetinde olduğu gibi; Suça sürüklenen çocuğun önceki suçları ve çete bağlantısı, sosyal denetim eksikliği ve çevresel risk faktörleri, yetersiz rehabilitasyon ve takibi bir araya gelerek ciddi sonuçlara yol açmaktadır.

Yeni nesil suç çetelerine çocuk yaşta katılımlar oluyor. Çizgi film isimleri kullanılarak suç işleniyor. Bu çocukların çetelere katılması nasıl bu kadar kolay?

Yeni nesil suç çeteleri, çocuk psikolojisini ve dijital kültürü çok iyi okuyarak örgütlenmektedir. Özellikle çizgi filmlerde suçu “oyunlaştırma” amaçlanarak şiddeti ciddiyetinden arındırmakta, suçu “rol” haline getirmekte, çocuğun zihninde “ben suç işlemiyorum, karakter oynuyorum” algısı yaratmaktadır.

Suça sürüklenen çocukların çetelere katılması, psikolojileri hedef alınması, suçun oyunlaştırılması, aidiyet boşluğu doldurulması ve ceza sisteminin erken aşamada müdahale edememesi telafisi mümkün olmayan sonuçları beraberinde getirmektedir. Çocuk ceza sisteminin temel amacı ceza vermek olmayıp suça sürüklenen çocuğun topluma kazandırılması amaçlanmaktadır.

Çocuklar için verilen cezalar gerçekten “ıslah” edici mi, yoksa daha büyük bir suç döngüsünün başlangıcı mı?

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve CMK’nın çocuk hükümleri çerçevesinde; suç işleyen çocuğa tutuklama tedbiri verilmeden öncelikle tedbir uygulanmalı, eğitim ve rehabilitasyon programları ile çocuğun topluma yeniden kazandırılması hedeflenmelidir. Bunun yanı sıra koruyucu ve önleyici yaklaşım ile suça sürüklenen çocuğun kişisel gelişimi ve toplumsal uyumu gözetilir. Sosyal inceleme ve rehberlik, denetimli serbestlik, eğitim ve mesleki programlar, aile ve çevre destek çalışmaları yapılarak ceza  sisteminin amacının çocuğu suçluya dönüştürmek değil, suça sürüklenmesini önlemektir. Uygulamada en sık karşılaştığımız durum tutuklama ve hapis kararlarının öncelikli verilmesidir.

Suça sürüklenen çocuk suç işlediğinde ilk müdahalede tutuklama kararı verilmektedir. Bu durum çocuğu suçlu kimliğiyle etiketlenmekte, rehabilitasyonun eksik olması, sosyal hizmet raporlarının gecikmesi, eğitim ve psikolojik desteğin yetersiz kalması suça sürüklenen çocukların daha fazla suça karışmasına sebep olur. Tekrarlayan suç döngüsü çocuğun suç kaydının olması ve okuldan kopması tekrar suça karışmasını arttırmaktadır.

Önceden hafif suç işlemiş çocuklar daha ciddi suçlara yönelmekte… Bu döngü çeteleşme, şiddet ve yoksullukla birleşince rehabilitasyon ihtimali azalmaktadır.

Birçok çocuk hem mağdur hem fail olabiliyor. Hukuk sistemi bu çelişkiyi nasıl ele alıyor?

Ceza yargılamasında bir çocuk hem mağdur hem fail olabilmektedir. Bu çelişki, sistemin hem koruma hem de yargılama fonksiyonlarını dengede tutması gerektiğini göstermektedir.

Çocuğun çift rolü olarak hem mağdur hem faildir. Fiziksel/psikolojik şiddet, istismar, ihmal, aile içi şiddet, Yoksulluk, göç, okuldan kopma gibi risk faktörleri ile Suça sürüklenme, hırsızlık, şiddet, çete faaliyetleri çoğu zaman fail davranışı, çocuğun maruz kaldığı mağduriyetle bağlantılıdır kabul edilmektedir.

Son olarak… Bir çocuğun bir çocuğu öldürdüğü yerde adalet nasıl sağlanır?

Türk hukukunda özellikle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve Çocuk Mahkemeleri şu şekilde bir sistem getirmektedir; Öncelikle suça sürüklenen çocuğun korunması için tedbirler alınmalıdır.

Koruma tedbirleri: Çocuk mağduriyeti tespit edilmeli, (istismar, ihmal, şiddet) Ailesi veya çevresi yetersizse geçici bakım verilmeli, psikolojik destek sağlanmalı, eğitim gibi tedbirler uygulanmalıdır.

Suça sürüklenme tedbirleri: Çocuk bir suç işlediğinde suçun niteliğine ve çocuğun yaşı/gelişimine göre öncelikli tedbirler uygularız. Buradaki amaç rehabilitasyon ve suça sürüklenen çocuğun topluma kazandırılmasıdır. Ceza yargılaması burada ikili bir değerlendirme yapmaktadır. Suça sürüklenen Çocuğun fail davranışı, mağduriyetin sonucu olarak görülüp hafifletici faktör kabul edilmektedir.

Son Eklenenler

TKP’den Büyük Ankara Buluşması: “Meydan Okuyoruz!”

Türkiye Komünist Partisi’nin “Dalgaları karşılayan gemiler gibi meydan okuyoruz!”...

Türk bowlinginde hedef: İstikrar ve uluslararası başarı

Mehmet Kalfa Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu (TBBDF) tarafından...

Atlas Çağlayan cinayetinde yeni gelişme: Aileyi tehdit eden şüpheli yakalandı

İstanbul Güngören de meydana gelen Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili...

Fiyat etiketinde yeni dönem: Lokanta ve kafelerde gizli ücret dönemi son buluyor

Ticaret Bakanlığı tarafından ‘Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair...

Gündeme Dair

TKP’den Büyük Ankara Buluşması: “Meydan Okuyoruz!”

Türkiye Komünist Partisi’nin “Dalgaları karşılayan gemiler gibi meydan okuyoruz!”...

Türk bowlinginde hedef: İstikrar ve uluslararası başarı

Mehmet Kalfa Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu (TBBDF) tarafından...

Atlas Çağlayan cinayetinde yeni gelişme: Aileyi tehdit eden şüpheli yakalandı

İstanbul Güngören de meydana gelen Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili...

Fiyat etiketinde yeni dönem: Lokanta ve kafelerde gizli ücret dönemi son buluyor

Ticaret Bakanlığı tarafından ‘Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair...

Sermayenin zammı yüzde 28… Migros depo işçileri geçinebilecek ücret için direniyor

Türkiye’nin perakende devlerinden biri olan Migros’ta, depo işçilerinin düşük...

TKP’den Büyük Ankara Buluşması: “Meydan Okuyoruz!”

Türkiye Komünist Partisi’nin “Dalgaları karşılayan gemiler gibi meydan okuyoruz!” çağrısı, binlerce yurttaş tarafından karşılık buldu. 1 Şubat Pazar günü Ankara Congresium Salonu’nda düzenlenen buluşmada,...

Türk bowlinginde hedef: İstikrar ve uluslararası başarı

Mehmet Kalfa Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu (TBBDF) tarafından 2025-2026 faaliyet programı dahilinde organize edilen Ferdi Bowling Ligleri 2. ve 3. Lig Federasyon Şampiyonası,...

Atlas Çağlayan cinayetinde yeni gelişme: Aileyi tehdit eden şüpheli yakalandı

İstanbul Güngören de meydana gelen Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili soruşturma devam ederken aileye tehdit mesajları gönderen bir kişi daha gözaltına alındı. Başsavcılığın yaptığı açıklamaya göre...