Özel içerik:

Dünyaca ünlü piyanist Evgeny Grinko’dan Türkiye’ye özel jest: İzleyiciyi Türkçe selamladı, Türkçe parça çaldı

Minimalist piyano müziğinin sevilen isimlerinden Evgeny Grinko, uzun süredir...

Adıyamanlılar Vakfı 30’uncu iftar organizasyonunu gerçekleştirdi

Adıyamanlılar Vakfı tarafından bu yıl 30’uncusu düzenlenen Geleneksel İftar...

Feriköy’ün 100. yıl hedefi: Yeniden profesyonel ligler

MEHMET KALFA Türk spor tarihinde önemli bir yere sahip olan...
Ana Sayfa Blog Sayfa 22

“Twitter’da ‘Kırıntı Haber’ paylaşma modası giderek yayılıyor”

0

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Süleyman İrvan, son dönemde çokça tartışılan Twitter gazeteciliği ve ‘Kırıntı Haber’ konusunu yazdı.

Beni bu yazıyı yazmaya güdüleyen şey, Journo’da okuduğum, Tamer Morkoç’un “Twitter ç’alıntı haber kaynıyor: Sorarlarsa ‘derleme’ dersiniz” başlıklı araştırma haberi oldu. Morkoç bu haber için benden de değerlendirme istemişti. Kendisine, “Sosyal medyada giderek artan oranda, benim Türkçeye ‘bak-geç gazeteciliği‘ olarak çevirdiğim, sevgili Bilge Şenyüz’ün de literatüre kazandırdığı ‘glance journalism‘ söz konusu. Sosyal medya kullanıcılarının önemli bir kısmı sadece başlıklara bakıp geçtiği ve detaylarla ilgilenmediği için sosyal medyada sadece başlıkları verip geçen ve böylece takipçi kazanmaya çalışan hesaplar çoğaldı” demiştim.

SÜLEYMAN İRVAN

Tamer Morkoç o yazısında kısa haber duyuruları paylaşan 50 Twitter hesabını listelemişti ve açıkçası ben bu sayının hızla artmakta olduğunun biraz geç farkına vardım. Tam olarak ne yaptıklarını anlayabilmek için Twitter’da haber duyurusu paylaşan hesapları takibe almaya başladım. Öncelikle ne kastettiğimi anlatmam gerekiyor. Benim takibe aldığım hesapların tamamı en fazla bir iki cümle ile haberi paylaşan, başkaca detay vermeyen hesaplar. Bazıları video veya fotoğraf da paylaşabiliyor ama asla link (bağlantı) vermiyorlar. Dolayısıyla haberdeki olay hakkında tam bilgiye sahip olmanız mümkün değil. Bunlar, TRT radyo haberlerindeki haber özetleri gibi.

Bu hesaplar belli ki tam da Twitter’ın mantığına uygun bir habercilik yapıyorlar. Twitter’da kullanıcıların önemli bir kısmı ayrıntıya inmeden olan bitenden yüzeysel biçimde haberdar olmakla yetiniyor. Gelin bu yurttaşlara ‘haber tarayıcıları’ diyelim. Kısa haber duyurularına bakıp geçen, ayrıntıyla işi olmayan okurlar bunlar. Benim adlandırmamla “kırıntı haber” paylaşımı yapan hesaplar işte bu kitleyi hedefliyor çoğunlukla. Haber rekabetinin hızla artığı günümüzde zahmete girmeden bu rekabete katılabilir, medya kuruluşlarının ve haber ajanslarının bin bir güçlük ve emekle ortaya koydukları haberleri orasından burasından kırparak aktarabilirsiniz. Üstelik haberi değil kırıntısını paylaştığınız için etik sorgulamaya bile girmezsiniz. Dahası, sizin yaptığınızın on katı kötüsünü, haber siteleri, başka mecralarda üretilmiş haberleri kopyala-yapıştır yöntemiyle çalarak yapmaktadırlar zaten.

Kırıntı haberler paylaşan hesaplar

Bu yazıyı yazmak için hesapları tespit etmeye başladığımda epey zorlandım açıkçası. Sadece kırıntı haber paylaşımı yapanları seçmeye çalıştım ancak bu tür paylaşımlar giderek yayılıyor. Bir haber sitesine sahip hesaplar da bu modaya uymaya başlamış durumda. Bu yöntemin daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum. Bu yazı kapsamında, kendi haber sitesi olmayan, sadece Twitter’da kırıntı haber paylaşan, aşağıda ayrıntılarını verdiğim hesapları tespit ettim. Hesapların açılış yılına göre değil, alfabetik bir sıralama yaptım. En az 10 bin takipçi sayısı olan hesapları seçtim. Elbette belirttiğim tanıma uyan ancak benim tespit edemediğim başka hesaplar da olabilir. Hesaplardaki takipçi ve paylaşım sayıları 3-4 Aralık tarihlerinde ulaştığım sayılardır. Siz hesaplara tıklayıp incelediğinizde sayılar değişmiş olacaktır haliyle.

Absürt Haberler: Bu hesap Ekim 2020’de açılmış. 133 bin civarında takipçisi var. Hesap Twitter’da kendisini, “Dünyadan; ekseriyetle Türkiye’den bazen saçma, bazen acınası, bazen trajikomik ve absürt haberler” şeklinde tanımlıyor.  2 yıldan fazla bir süredir paylaşım yapmasına ve yüksek takipçi sayısına karşın bugüne (3 Aralık 2022) kadar sadece 312 paylaşım yapmış.

Anlık Haber: Bu hesap kendisini “Tarafsız ve hızlı haber platformu” olarak tanımlıyor. Twitter hesabı Kasım 2015’te açılmış, 176 bin kadar takipçisi var ve bugüne kadar (3 Aralık 2022) 43 bin 700 civarında paylaşım yapmış.

ANT Haber: Bu hesap Kasım 2015’te açılmış. “Haberler burada” sloganını kullanan hesabın 188 bin 300 takipçisi bulunuyor. Hesaptan bugüne kadar 26 bin 500 kadar paylaşım yapılmış.

Asam Haber: Hesap Mart 2016’da açılmış. “Hızlı, bağımsız dijital medya haberciliği!” sloganını kullanıyor. 37 bin 500 takipçisi var. Bugüne kadar 4 bin 383 paylaşım yapmış.

Bee Haber: Bu hesap Ocak 2021’de açılmış. “Havuzu değil bizi takip edin, gerçeklerden bihaber değil @beehaber olun” sloganını kullanıyor. 249 bin 400 civarında takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 12 bin paylaşım yapılmış.

BPT Haber: “Hızlı güvenilir ve tarafsız” sloganını kullanan bu hesap Ocak 2015’te açılmış. Kendisini, “en doğru ve en hızlı şekilde haberleri ulaştırmaya çalışan dijital habercilik platformu” olarak tanıtıyor. 449 bin 200 civarında takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 67 bin 800 civarında paylaşım yapılmış.

Bugün Güncel: “Türkiye’nin tam bağımsız yeni nesil medyası” sloganını kullanan hesap Mart 2014’te açılmış. En eski mini haber paylaşan hesaplar arasında yer alıyor. 458 bin takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 75 bin 700 civarında paylaşım yapılmış.

Dark Web Haber: Hesabın logosunda, “Güncel ve önemli haberleri sizlere ulaştırıyoruz” açıklaması yer alıyor. Hesap Ekim 2018’de açılmış. 539 bin 800 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 62 bin 400 civarında paylaşım yapılmış.

Etkili Haber:  Temmuz 2019’da açılan bu hesaptan bugüne kadar 11 bin 700 civarında paylaşım yapılmış. Hesabın 85 bin 300 civarında takipçisi var.

Fav Reports: ”Yeni nesil haber kaynağı” sloganını kullanan bu popüler hesap Temmuz 2019’da açılmış. 1 milyon 300 bin takipçisi var. Bugün kadar hesaptan 8 bin 127 paylaşım yapılmış. Bu kadar az paylaşımla bu kadar yüksek takipçi sayısına ulaşmış olması, takipçilerinin ne kadarının gerçek ne kadarının sahte olduğu sorusunu akla getiriyor kuşkusuz.

Gözcü Medya: Haziran 2013’te açılan bu hesap, “Yeni Dünyanın Yeni Medyası” sloganını kullanıyor. 103 bin takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 11 bin 600 kadar paylaşım yapılmış.

Gündeme Dair Her Şey: Daha çok videolu ve fotoğraflı paylaşımlar yapan hesap Ağustos 2012’de açılmış. Kendisini, “Türkiye’den ve dünyadan anlık haber veren nitelikli içerik platformu” olarak tanıtıyor. 119 bin 800 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 47 bin paylaşım yapılmış.

Haber: ”Yeni nesil haber” sloganını kullanan hesap Aralık 2014’te açılmış. 305 bin 200 takipçisi bulunan hesaptan bugüne kadar 16 bin 900 civarında paylaşım yapılmış.

HaberLog: ”Yeni nesil dijital habercilik” sloganını kullanan hesap Mayıs 2019’da açılmış. 52 bin 600 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 1305 paylaşım yapılmış.

Haber Report: Bu hesap Aralık 2019’da açılmış. “Hızlı ve bağımsız haber kaynağı” sloganını kullanan hesabın 614 bin 600 takipçisi var ve bugüne kadar 23 bin 500 civarında paylaşım yapılmış.

Hukuk Haberleri: Hukuk konulu güncel gelişmeleri paylaşan hesap Aralık 2011’de açılmış. 67 bin 800 takipçisi bulunan hesaptan bugüne kadar 28 bin 500 civarında paylaşım yapılmış.

İbrahim Haskoloğlu: Kendi adıyla Aralık 2013’te açtığı hesaptan haber duyuruları paylaşan İbrahim Haskoloğlu, bu türün en popüler gazetecilerinden birisi. 712 bin 500 takipçisi bulunan İbrahim Haskoloğlu bugüne kadar 17 bin 700 civarında paylaşım yapmış.

İmpact: ”Türkiye ve dünyadan anlık haberler” sloganını kullanan hesap Kasım 2010’da açılmış. 104 bin 300 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 29 bin 200 paylaşım yapılmış.

Medyanın 50 Tonu: Ekim 2014’te açılmış olan bu hesabın 208 bin 800 takipçisi var. Bugüne kadar hesaptan 154 bin 900 civarında paylaşım yapılmış.

Medyanın 51 Tonu: Medyanın 50 Tonu hesabıyla aynı kişiye ait olduğunu düşündüğüm bu hesap Eylül 2019’da açılmış. 46 bin 700 takipçisi var ve bugüne kadar 32 bin 800 civarında paylaşım yapmış.

Muhbir: Bu hesap Şubat 2022’de açılmış görünüyor. “Doğru, ilkeli, tarafsız haber” sloganını kullanan 70 bin 600 takipçisi var ve bugüne kadar 15 bin 400 paylaşım yapmış.

Mülteci Haberleri: Hesap Ekim 2021’de açılmış. 29 bin 700 takipçisi var ve bugüne kadar 2 bin 603 paylaşım yapmış.

Neden TT oldu? Hesap Eylül 2011’de açılmış. Ağırlıklı olarak Twitter gündemindeki haberleri paylaşan hesabın 766 bin 500 takipçisi var.

Politic Türk: Bu hesap Haziran 2014’te açılmış. “Türkiye ve Dünya’dan önemli gelişmeler” sloganını kullanıyor. 187 bin 200 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 12 bin paylaşım yapılmış.

Pusholder: En popüler hesaplardan biri olan bu hesabın 1 milyon 400 bin takipçisi var. Ocak 2020’de açılan ve “Yeni nesil dijital medya” sloganını kullanan hesaptan bugüne kadar 30 bin paylaşım yapılmış.

Santra Sports: Spor haberleri paylaşan bu hesap Ağustos 2012’de açılmış. “Tamamen objektif” sloganını kullanan hesabın 132 bin 700 takipçisi var ve bugüne kadar 39 bin 400 civarında paylaşım yapmış.

Sığınmacı Gündemi: Ağustos 2021’de açılmış olan bu hesap, “Sığınmacılar hakkında anlık, doğru ve teyitli haberler” sloganını kullanıyor. 58 bin 600 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 3 bin 155 paylaşım yapılmış.

Tirajikomik Haberler: Bu hesap Nisan 2021’de açılmış. Absürt Haberler’in paylaşımlarını RT yaptığı için aynı kişi tarafından açıldığını tahmin ediyorum. 157 bin 400 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 1728 paylaşım yapılmış.

Trend Ekonomi: ”Ekonominin yeni trendi” sloganını kullanan hesap Ağustos 2013’te açılmış. 70 bin 500 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 3288 paylaşım yapılmış.

Türkiye’s Economy Channel: ”Türkiye’nin ilgiyle takip edilen ekonomi kanalı” diyerek kendisini tanıtan hesap Mart 2021’de açılmış. 63 bin 500 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 9 bin 531 paylaşım yapılmış.     

Whisper: Bu hesap Aralık 2021’de açılmış. 112 bin 600 takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 11 bin 100 paylaşım yapılmış.

Zam Haber: Bu hesap Ocak 2021’de açılmış. 281 bin takipçisi olan hesaptan bugüne kadar 750 paylaşım yapılmış.

Gazetecilik mesleği zarar görüyor

Çoğu gazeteci gibi ben de bu hesapların gazetecilik mesleğine zarar verdiğini düşünüyorum. Elbette haberleri sadece sosyal medyadan takip eden ve sadece başlıkları okuyup geçen, gazetecilik emeğini çok da önemsemeyen bir gençlik var ama insanlar haber okumuyor diye habercilikten vazgeçmek gazetecilik mesleğine zarar verir. Haber üretimi ciddi bir iştir ve emek ister. Bilgisayar başına oturup, olan biteni oradan buradan takip ederek bir iki cümleyle ve üstelik onları bile kopyalayarak, sıfır emekle aktarmak, hiçbir kaynak göstermemek gazetecilik olmasa gerek.

Bu yazıyı yazarken fark ettiğim bir sorunlu pratik de iş birlikleri. Örneğin Dark Web Haber’in logosunda “Reklam ve iş birliği için DM” yazıyor. Bunun ne anlama geldiğini tahmin ediyorsunuzdur. Bu hesapların kaçının iş birliği adı altında ücret karşılığı içerik paylaşımı yaptığını bilmek kolay değil. Denebilir ki, ne var bunda? Taş mı yesinler! Anadolu Ajansı da şirket haberleri adı altında şirketlerin haberlerini ücreti karşılığında paylaşmıyor mu? Bana inanmıyorsanız, AA sayfasındaki açıklamayı okuyun lütfen. Açıkçası Türkiye’de gazetecilik neresinden tutsan dökülen bir meslek haline gelmiş durumda. Çok yazık.

Bu kırıntı haberlerde “doğruluk kontrolü” yapılıp yapılmadığını da bilemiyoruz. Daha çok, başka hesaplar paylaşmışsa doğrudur gibi bir yaklaşımın söz konusu olduğunu görüyoruz.

Son bir söz. Bu yönteme yeni nesil gazetecilik deniliyor. Eğer yeni bir uygulama, var olan uygulamayı geliştiriyorsa, onu daha iyi hale getiriyorsa, etik sorunlara yol açmıyorsa elbette geliştirenleri alkışlarız. Ancak bu kırıntı haberciliği yöntemi gazeteciliği dejenere ediyor, değersizleştiriyor, emek harcamadan herkesin yapabileceği bir “yapıştır gitsin” kolaycılığına dönüştürüyor. Açıkçası, ne desem az kalacak…

CEVAP HAKKI

Haber Report isimli hesabın sahibi, yazıma bazı eleştirileri olduğunu ve cevap hakkını kullanmak istediğini söyledi. Gazetecilik etiği dersleri veren bir hoca olarak elbette cevabını yazımın altında yayımlayacağımı söyledim. Cevap yazısı beklenenden daha uzun. Yine de, bir örnek olması dileğiyle yazıyı olduğu gibi paylaşıyorum.

—-

Öncelikle bu konuların konuşulmasına, herkesin 1-2 dakika düşünüp geçtiği konuları bir arşiv olarak tutmanızı ve çalışmanızı takdir ediyorum (belki haddim olmayarak) ve teşekkür ediyorum.

Haber Report, kısa ve net haber alanındaki boşluğu doldurmak için kuruldu. Medya ve gazetecilik eğitimlerine sahip olmayan kişilerin domine ettiği bu alanı; medya alanındaki lisans eğitimimizle, düzenli olarak katıldığımız habercilik atölyelerinden edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle harmanlayarak bu alanda varlığımızı sürdürüyoruz. Mesela bu alana aynı amaçla Haber Global’in girişimi @gloob__ de bu işe girdi.

Yazdığınız yazıdaki temanın kısa ve genellikle 280 karaktere sığan haberler olması nedeniyle aynı kategoriye sokulduğumuz hesaplarla birlikte değerlendirilmeyi adil bulmuyoruz.

Kolayca ulaşılabilecek künyemizin bulunması, Türkiye gündemine oturan, TV’lerde saatlerce tartışılan özel haberlerimiz, düzenli olarak bu alandaki akademisyenlere yazarak eleştiri istememiz ve aşağıda vereceğim örnekler bizi farklı kılıyor.

Örneğin son yüz yılın en önemli gündemi olan koronavirüs’te İBB’den mezarlık verilerini “zorla” alarak ve düzenli yayımlayarak kamuoyu oluşturduk ve Fahrettin Koca’nın gerçek rakamları açıklamak zorunda kalmasına sebep olduk. Milyonlar, gerçeğe bizim sayemizde ulaştı. (Birçok akademisyen ve gazetecinin görüşü İBB’nin veri açıklaması nedeniyle şeffaflık sağlandığıydı, o verileri biz söke söke aldık ve süreç öyle başladı).

Geçtiğimiz aylarda ilk kez bizim gündeme getirdiğimiz bir dolandırıcılık haberi ertesi gün tüm ana haber bültenlerinde yer aldı.

Ve tek tek örnek vermenin absürt olacağı çok sayıda özel haberle Haber Report yayınlarına devam ediyor.

Kaynak gösterme konusunda ise bir hatamız olduğunda editörlerimizin kaynaksız bir haberi paylaşması durumunda bize ulaşan gazeteciye Türkiye standartlarının çok üzerinde telif ücreti ödedik. Bu gazeteci, eleştiri yazınızda aynı kategoriye sokulduğumuz bir hesaba kaynak göstermesi için yazdığında o hesap tarafından engellendiğini söyledi. Biz ise bu gazeteciye telif ödedik. Ödediğimiz bu telif elbette lütuf değildi. Karşı tarafın hakkıydı.

Ayrıca haber sitelerinde bu noktada tam bir iki yüzlülük söz konusu. Örneğin bugün tekrar mesajlarımızı kontrol ederek saydım. Tele1’i tam 17 defa özel haberimizi paylaştığı için uyarmışız. Tele1 bunların 9’u için özür dilemiş. Aynı zamanda siyasilerin konuşmalarını derleyip özetlediğimiz konuşmalarını yayınladığımız flood, yazım hatalarımızla birlikte BBC Türkçe tarafından kopyalandı. Independent Türkçe tarafımıza ait videoyu izinsiz ve kaynak göstermeden kullandı. Cumhuriyet Gazetesi’ni ağır konuşmamak için örnek vermeyeceğim. Böyle birçok örneğin olduğu sistemde gençlere ulaşmak için özet haber giren hesabı genelleyerek eleştirmeyi haksızlık olarak görüyoruz.

Gençlere ve apolitik kitleye ulaşmayı hedeflemek bizim kamu yararını önceleyerek yaptığımız bir şey. Örneğin bir yolsuzluk haberimizin yayımlandığı bir tweetimize tıklayın, beğenilere göz atın. O tweete beğenen kişilere hesaplara tıklayın. Bu kişilerin takip ettiklerine bakın. Bu kişilerin bu yolsuzluk haberini alabileceği, takip ettiği tek hesap biziz. Neden? Devasa fonlara sahip, belediyelerden aylık 10 binlerce (bazen 100 binlerce) liralık reklam alan kuruluşlar, Twitter’da daha fazla kişiye, gençlere ulaşmak için ne kadar reklam harcaması yapıyor? Sıfır. Tek duyarlılıkları yok. Günü kurtarıyorlar ve gençlere ulaşmak yerine belediyelerle ilişkileri güçlendiriyorlar.

Daha geçen hafta, aylık yaklaşık 3 memur maaşı kadar kazanç sağlayabileceğimiz bir reklam anlaşmasını etik bulmadığımız için reddettik. Bu gizli reklamın bize hiçbir zararı olmazdı ve asla fark edilmezdi. Reddettik, sonra ne gördük? Kısa özet haber paylaştığımız için aynı kategoriye sokulduğumuz tüm hesaplar bu reklamı almış. Bunları geçtim, kurumsal bir tarihi olan gazetelerin internet siteleri de bu reklamı aldı. Bu kuruluşlarda çalışan “duayen gazeteciler” biz medya öğrencilerine etik dersi veriyor.

Elbette eleştirileceğimiz ve bu eleştirilerden besleneceğimiz çok nokta var. Özellikle son bir yılın öncesinde kaynak gösterme/göstermeme konusunda birçok hata yaptık. Ulaşamadığımız Cumhuriyet gazetesi vb. kuruluşlar gibi yapmayıp her uyarıda hatamızı düzelttik. Ekosistemi geliştirmek için her türlü uyarıya ve öneriye açığız. Mail adresimiz profilimizde mevcut.

Cevap hakkı için teşekkürler.

 

İzmir’de uyandıran deprem!

0

İzmir’de saat 04.10’da deprem oldu. Merkez üssü Gaziemir olan depremin büyüklüğü Kandilli Rasathanesi tarafından 3.3 olarak ölçüldü.

 

 

Düzce’de korkutan deprem! İstanbul’dan da hissedildi!

Gece 04.08’de Düzce merkezli deprem meydana geldi. Düzce’ye bağlı Sarıdere-Gölyaka merkezli depremin büyüklüğü Kandilli Rasathanesi tarafından 5.9 olarak ölçüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan deprem açıklaması geldi. Soylu twitter hesabından şunları yazdı:

Düzce’nin Gölyaka ilçesinde, saat 04.08’de gerçekleşen 5.9 büyüklüğünde #deprem‘in ardından Valiliğimiz, AFAD ve 112 ekiplerine ulaşan can kaybı bilgisi bulunmamaktadır. Ekiplerimizin saha taraması devam etmektedir. Hemşehrilerimize geçmiş olsun. Ayrıca İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Eskişehir, Zonguldak, Sakarya, Bilecik, Bolu, Karabük, Bartın vilayetlerinde ekiplerimize herhangi bir can kaybı bilgisi ulaşmamıştır. Panik ile atlama dışında 112’ye henüz bilgi ulaşmamıştır. Gelişmeler oldukça kamuoyuna bilgi verilecektir.”

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya depreme ilişkin şunları yazdı:

AFAD verilerine göre saat 04.08’de #Düzce #Gölyaka merkezli 5.9 büyüklüğünde bir #deprem meydana gelmiştir. Deprem İstanbul’dan da hissedilmiştir. Konuyu takip ediyoruz. Allah, her türlü afetten ülkemizi ve milletimizi korusun. İlimizde de hissedilen #Düzce #Gölyaka merkezli #depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun. An itibariyle ilimizdeki 112 ve AFAD merkezinize gelen herhangi bir olumsuz ihbar bulunmamaktadır. Allah her türlü afetten ülkemizi ve milletimizi korusun.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan da deprem açıklaması geldi:

“Merkez üssü Düzce olan ve tüm bölgede hissedilen depremde İstanbul’da AKOM’a iletilen herhangi bir olumsuz durum mevcut değildir. Depremin etkili olduğu tüm illerdeki gelişmeleri takip ediyoruz. Tekrar geçmiş olsun.”

Deprem İstanbul, Bursa, Kocaeli gibi illerden de hissedildi.

Özdağ’dan Bakan Soylu’ya tepki

0

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2023 yılı bütçesine ilişkin milletvekillerinin eleştirilerine cevap verdi. Bakan Soylu’nun “Kara parayı aklayan da uyuşturucu ticaretini yapan da bunu ispat etmeyen Kılıçdaroğlu da şerefsizdir” sözü üzerine tartışma çıktı. Soylu’nun sözlerine tepki gösteren Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, “Türkiye bu üslubu hak etmiyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye cari açığını kapatmak için uyuşturucu ticareti yapıyor.” iddiasını hatırlatan Soylu, “Bu salonda kimin aklına böyle bir şey gelir?” diye sordu. CHP milletvekillerine tepkisini sürdüren Soylu, şöyle konuştu:

‘MİLLET SİZDEN NEFRET EDİYOR’

“Kara parayı aklayan da uyuşturucu ticaretini yapan da şerefsizdir, ispat etmeyen Kılıçdaroğlu da şerefsizdir. Bu kadar basit. Kılıçdaroğlu şerefsizdir, ispat etmeyen şerefsizdir. Hadi bakalım. Siz kimsiniz, biz namusumuzu burada mı bulduk? Her türlü herzeyi yersiniz, işi yaparsınız, ondan sonra döner, insanları suçlarsınız. Menderes’i aynen böyle astınız, aynı iftiralarla astınız. Erbakan’a, Tansu Çiller’e aynısını yaptınız. Der Spiegel ve CIA ile aynı ortaklığı yaptınız. Bugüne kadar hiç durmadınız. Kara para ve uyuşturucu iddiasını açıklamazsanız bin kere şerefsizsiniz, on bin kere şerefsizsiniz. Yok öyle bir şey. Bu memleket, sizin FETÖ’cülüğünüzle PKK’cılığınızla yarına gidecek bir memleket değil. Size, bu devlete iftira ettirmeyiz. Hadi ispat edin. Devleti, askeri, polisi, jandarmayı, Sahil Güvenliği, narkotiği herkesi ama herkesi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçluyorsunuz. Yazıklar olsun. CHP’yi getirdiğiniz nokta bu. Millet sizden nefret ediyor.”

Soylu’nun sözleri tartışılmaya devam ediyor. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, konuyla ilgili yazdığı yazıda Bakan Soylu’ya tepki gösterdi. Ak Parti’nin geçtiğimiz hafta HDP ile görüşmesini de hatırlatan Özdağ, şunları ifade etti:

‘DALGA DALGA YAYILARAK TOPLUMSALLAŞIYOR’

“İçişleri bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü komisyonda yapılan tartışmaları gördünüz. Küfürler hakaretler havada uçuştu. S. Soylu, eleştirilere karşı önüne geleni -şerefsizlikle- suçlayarak cevap verdi. Bu toplantıları vatandaşlar da izliyor. Yukarıdakiler öksürse aşağıya hastalık olarak yansıyor. Onun için konuşmasına dikkat etmesi gerekiyor. Söz orada başlayıp orada bitmiyor, dalga dalga yayılarak toplumsallaşıyor. Yeni kavgaların, husumetlerin tetikleyicisi oluyor.

“Muhalefet Soylu’ya uyuşturucu baronlarıyla, kara para aklayıcıları ile çıkan resimlerini soruyor. Muhalefetin bir görevi de budur. Soylu’ya düşen, karşı suçlamalar yapmak değil bunlara açıklık getirmektir. Sezgin Baran Korkmaz, Soylu ile görüştükten bir gün sonra firar etti. (Sedat Peker’in iddiasıydı, S. Soylu bu iddiayı yalanlamadı) Bu kaçışın o görüşme ile alakasının olup olmadığını muhalefet elbette soracaktır. Bir İçişleri bakanının görüştüğü kişi veya kişilerin konumunu araştırması zor değildir. Yapay zeka ile bunu iki dakikada tespit etmek mümkündür. Dolayısıyla Soylu açısından bilmemek, gafil davranmak gibi bir durum söz konusu olamaz.

“Soylu, sorulara cevap vermek yerine hep kaçmayı, muhalefeti suçlamayı tercih etti. Resimlerini soranlara sizin liderlerinizin de resimleri var dedi. Bu niye suç işledin diye sorduğunuz kişinin siz de işlediniz diyerek kendini savunmasına benziyor. Başkasının suçu sizi aklar mı? Demokrasiler hesap verilebilirlik rejimleridir. Herkesin sorma, sorgulama, gerçeği öğrenme hakkı vardır. Bunu demokrasinin bir gereği gibi görmek yerine tepki ile karşılamak cevap verememenin ifadesidir. Hele kullanılan üslup çok çirkindir. Bu üslup iktidarın profilini düşürmekten başka işe yaramıyor.

“Demokratik bir ülkede bu tip siyasetçiler bir gün bile bakanlık yapamazlar. Devlet adamı üslubu dediğimiz üslubun zerresi Soylu’da yok. Bir siyasetçi her ağzına geleni söyleyemez. Söylememeli. Bunun toplumdaki akislerini düşünmeli. Soylu, sıkıştığı yerde muhalefeti HDP ile işbirliği yapmakla suçluyor. Geçen hafta hangi ittifakın HDP ile işbirliği yaptığı, yapmak istediği ortaya çıktı. Soylu, HDP ile ilgili bu kadar çekincelere sahipse önce kabinedeki arkadaşı Bekir Bozdağ’a bakmalı. HDP’nin kapısına giden Millet ittifakının bileşenleri değildi, hükümetin bir bakanıydı. Bu ziyaret Cumhur İttifakının Millet İttifakına yönelik bütün eleştirilerini anlamsız hale getirdi.
Sözün özü şudur: Toplum ahlaklı siyaset istiyor. Kendini yönetenlerin sözüne ve haline inanmak istiyor. Ülke menfaatlerini, kişisel çıkarlardan üstün tutmasını istiyor. Kirlenmiş isimlerin siyasetten tart edilmesini, kenara atılmasını bekliyor.

Soylu, uzun zamandır tartışmaların tam ortasında bulunuyor. Konuşurken, tartışırken hiç bir sınır tanımıyor. Sadece kendisine değil, temsil ettiği topluma da zarar veriyor. Daha birkaç gün önce Tolga Şardan, İstanbul Emniyet müdürünün sözlerini gündeme taşıdı. Soylu’nun,” Sararlar operasyonundan niye haberim olmadı” sözlerine İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş; “çünkü size her haber verdiğimizde sızma oluyor” diye cevap verdiğini iddia etti. Memurunun itimat etmediği bir bakana Cumhurbaşkanının hangi gerekçe ile itimat ettiğini anlamak gerçekten zor. Türkiye’ye böyle bir bakanı da yönetimi de hak etmiyor. Devlet bu üslupla da bu kadroyla da yönetilmez. Soylu’yu korumak bu sokak üslubunu korumaktır. Siyasette seviyeyi kimsenin bu kadar düşürmeye hakkı yoktur.”

Pasifik Eurasia’dan atılım: Deniz ve havayolu taşımacılığına giriyor

0

Pasifik Eurasia, demiryolu taşımacılığının ardından denizyolu ve havayolu taşımacılığına da başlıyor.

16-18 Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa ve Asya arasındaki kıtalararası tedarik zincirinde iş ilişkileri kurabilmek ve lojistik sektörünün paydaşlarını bir araya getirmek açısından en güçlü platform olarak kabul edilen ‘Uluslararası Logitrans Transport Lojistik Fuarı’nda gerçekleştirilen basın buluşmasında konuşan Pasifik Eurasia Genel Müdürü Erol Erkan, bugüne kadar demiryolları güzergahında bulunan ülkeler ile yaptıkları anlaşmalar ve geliştirdikleri modeller sayesinde hedeflerine ulaştıklarını belirterek, “Ülkemizin ihracatını arttırma misyonumuzu denizyolu ve havayolu taşımacılığı ile daha da büyütmeye hazırlanıyoruz. Bu organizasyonda yaklaşık 20 ülkeden lojistik sektörünü yönlendiren iş ve çözüm ortaklarımız ile yapacağımız yüz yüze görüşmeler sayesinde ülkemiz lojistiğine yeni ve olumlu katkılar sağlayacağımızı düşünüyoruz. Türki Cumhuriyetlerde bulunan iş ortakları ve Türk ihracatçısının ürünlerinin uluslararası piyasaya erişimi için bu yılın üçüncü çeyreğinde denizyolu hizmetlerini devreye aldıklarını ifade eden Erkan, “2022 yılının üçüncü çeyreğinde başladığımız denizyolu taşımacılığında tüm dünya denizlerinde farklı limanlara taşıma yapıyoruz. Bu işe girerken yıl sonu ciro hedefimizi 100 milyon TL olarak belirlemiştik. Bu hedefimizi yılsonundan önce aşmış olacağız. Deniz yolu taşımacılığı özelinde 2023 yılı ciro hedefimiz ise 300 milyon TL” diye konuştu.

Havayolu taşımacılığına girmek için tüm hazırlıkları tamamladıklarını anlatan Erkan, “2022 yılı içerisinde gerekli çalışmaları yaparak yılın üçüncü çeyreğinde IATA sertifikamızı aldık. Şu anda acentelik sözleşmeleri ve lojistik terminal kiralama çalışmalarımız devam ediyor. 2023 yılının ilk çeyreğinde yetkili IATA acentesi olarak müşterilerimizin hava kargo taşımacılığı taleplerine de cevap verebilir durumda olacağız” dedi.

‘Hedefimiz Türkiye’yi lojistik merkezi haline getirmek’

Pasifik Eurasia olarak en temel hedeflerinin Asya ve Avrupa arasındaki Doğu-Batı ve daha sonrasında Kuzey-Güney yönlü taşımacılıkta Türkiye’yi her türlü ihracat, ithalat ve transit taşımalarda lojistik merkezi haline getirmek olduğunu ifade eden Erol Erkan, şunları söyledi:

“Demir yolu taşımacılığında liderliği elinde tutan firmamız, gücünü kısa vadede terminal hizmetlerinde yapacağı yatırımlar ile arttırarak, orta vadede yurt dışında yapılanmayı, uzun vadede ise liman ve deniz işletmeciliği ile demiryolu tren işletmecisi olarak hizmet vermeyi hedefliyor. Tüm hatlarımızda taşıma hacmini, ithalat-ihracat dengesini de gözeterek katlayacağız. Demiryolunun ülkemiz ihracatındaki payını daha da artırmak istiyoruz. Bu sayede ülkemiz malları yeni pazarlara açılacak, küresel pazarlarda daha rekabetçi olabilecek ve ülkemize döviz girdisini artırabileceğiz. İthalat tarafında ise ithalat maliyetlerini azaltarak ülkemizdeki ürün satış fiyatlarının düşmesine, enflasyonla mücadeleye ve ülkemiz üreticilerinin daha ucuz daha kaliteli hammaddeye erişimine de katkı sunacağız.”

Deniz taşımacılığı ile entegre hatlarının sayısını artırmayı planladıklarını ifade eden Erkan, Mersin ve Samsun üzerinden demiryolu ile entegre yeni hatlar açacaklarını söyledi. Türkiye ve Rusya arasında 40 milyon tonun üzerinde yük taşındığının altını çizen Erkan, şöyle devam etti:

“Bu yükün yüzde 80’i deniz yoluyla, yüzde 20’si de kara yoluyla yapılıyor. İki ülke arasındaki taşımacılıkta demiryolunun payını arttırmak üzere Rusya Demiryolları Lojistik şirketiyle yaptığımız anlaşma sayesinde bölge ülkelerinde ve Türkiye’de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yapacağı ticareti Rusya’nın her bölgesine ulaştırabiliyoruz. Bu çerçevede de Rusya ile aramızdaki ticaret hacminde önemli bir artış oldu. Lojistik konusunda attığımız yeni adımlarla Rusya ile aramızdaki ticaretin daha da büyüyeceğine inanıyoruz.”

Uluslararası anlamda kapıdan kapıya teslim modelinin tüm hatlarda uygulanabilmesi için çalışmalarını hızla sürdürdüklerini anlatan Erkan, “Lojistik faaliyetlerini bir bütün olarak ele alıyoruz. Zincirin tüm halkalarına hâkim olmak gerekir. Uluslararası terminal servis hizmetleri vermeye başlayacağız. Türkiye içinde kurduğumuz terminal merkezlerimizi yurtdışındaki hedef pazarlarımızda da kuracağız. Bu pazar hakimiyetimizi artıracak” diye konuştu.

‘Ciro hedefimizi tutturacağız’

Pasifik Eurasia’nın her yıl sonunda cirosunu bir önceki yıla göre en az yüzde yüz arttırma prensibinden yola çıktığına dikkat çeken Erol Erkan, yıl sonunda da hedefledikleri gibi 500 milyon TL’lik ciro rakamına ulaşacaklarını söyledi. Pasifik Eurasia olarak bugüne kadar belirledikleri hedeflerinin üzerinde büyüme yakaladıklarını vurgulayan Erkan, 2023 yılında ise sadece demiryolu taşımacılığında 1 milyar TL’lik ciro hedefleri bulunduğunu ifade etti.

Önümüzdeki dönemde yapacağımız yatırımlarda; özkaynaklarımızla birlikte, şirketimizin sürdürülebilir yapısını güçlendirmek, mali açıdan finansal kaynaklara erişimini arttırmak; şeffaf ve denetlenebilir yönetim yapımızla sermaye piyasası araçlarından da faydalanmak istiyoruz.

İklim değişikliği politikaları konusunda tüm dünyada çok önemli adımlar atıldığını ifade eden Erkan, “Yeşil mutabakat kapsamında bazı Avrupa ülkelerinde demiryolu taşımacılığı belli mesafelerin üzerinde zorunlu hale gelecek. Tüm bu politikalar doğrultusunda en az emisyon ile taşımalarımızı yapmak için gerekli planlama ve yatırımlarımızı yapıyoruz” diye konuştu.

Aytuğ Atıcı yazdı: Dünya Bizi Kıskanıyor

0

Dünyanın biz kıskandığı doğrudur, buna yürekten inanıyorum. Zira dünyada çok ender bulunan bir değere sahibiz. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nun tanımıyla;

“Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi,

UNESCO’nun yetki alanlarında yenilikler gerçekleştirmiş bir inkılapçı,

Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önderlerden biri,

İnsan haklarına saygılı,

İnsanları ortak anlayışa ve devletleri dünya barışına teşvik eden,

Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, din, ırk ayırımı gözetmeyen,

Eşi olmayan devlet adamı ve

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk!

Kıskanmakta haksızlar mı?

Türkiye üzerinde oynanan her oyun hala Atatürk’ün fikirleriyle bozuluyor.

Ülkemizi tek başına yönetmeye heveslenenlerin karşısına “Cumhuriyetçilik” ilkesi çıkıveriyor ve “Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir” diye haykırıyor.

Farklı ırk, inanç ve yaşam tarzlarına sahip vatandaşlarımızı kutuplaştırarak birbirine düşürmeye çalışan ve bundan siyasi çıkar elde etmeye çalışanların karşısına “Halkçılık” ilkesi dikiliyor. “Millet, birbirine dil, kültür, ideal birliğiyle bağlanmış vatandaşların meydana getirdiği siyasî ve içtimaî bir varlıktır” diyerek; her birimiz için güzel ve özel olan farklı yanlarımızın yanında, ortak yanlarımızın ve bunların üzerine inşa ettiğimiz birlikteliğimizin ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak hain oyunları boşa çıkarıyor.

Milli birliğimizi ve yurdumuzu tehdit eden unsurların tepesine “Milliyetçilik” ilkesi çöküyor. Farklı dil, inanç ve kültürlerin barış içinde yaşayabilmesi için milli bilinç kendisini gösteriyor ve bunu başaramayan ülkeler bizi kıskanıyor.

Devletimizi dini kurallara göre yönetmek isteyenlerin karşısına “Laiklik” ilkesi adeta bir zırh gibi çıkıyor. Laiklik bize, herkesin inancına saygı gösterilmesi ancak devlet yönetimine dinî kural ve görüşlerin karıştırılmaması gerektiğini öğretiyor. Toplumda din ve vicdan özgürlüğünün sağlanması, din ve mezhepleri ne olursa olsun bütün yurttaşlara eşit davranılması gerektiğini hatırlatıyor. Böylece çok farklı inanç ve görüş olduğu halde bir arada yaşamasını bilen bir millete sahip olan Türkiye elbette ki kıskanılıyor.

Devletimizi kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak istismar etmeye çalışanların karşısında “Devletçilik” ilkesi adeta meydan okuyor. Devletin sadece bir kişi ya da zümreye değil bütün halka hizmet için var olduğunu hatırlatıyor. Böylece milleti devlete karşı kışkırtmaya çalışanların planları suya düşüyor. Bu oyunun da Türkiye’de tutmadığını görenler bizi kıskanmaz mı?

Türkiye’yi çağ dışı uygulamalarla yormaya ve çağın gerisinde bırakmaya çalışanlar ise “Devrimcilik” ilkesine çarpıyorlar. “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline eriştirmektir. Devrimlerimizin temel kuralı budur.” diyen ve dediğini yapan bir lidere sahip olan Türkiye’yi kıskanmamak mümkün mü?

Kadınlara seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden daha önce veren, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde tarım, sanayi, eğitim, sağlık, ulaşım ve hukuk başta olmak üzere her alanda büyük gelişmeler gösteren Atatürk Türkiye’sini kim kıskanmaz ki?

Dünyanın bizi neden kıskandığını anlıyor ve sahip olduklarımızın kıymetini biliyoruz.

Teşekkürler Atam…

İzinde…

Daima…

Aytuğ Atıcı

10.11.2022

“Ülkeyi yönetecek kadrolar içinde, TDP de olacaktır”

0

Türkiye Değişim Partisi (TDP), İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği, “İstanbul Buluşması” na Genel Başkan Mustafa Sarıgül de katıldı.

UĞUR TEMEL

Sarıgül, partililere yaptığı konuşmada; “Hep birlikte bir davanın, bir sevdanın peşinden gidiyor, uzun, ince bir yoldan geliyoruz.” dedi. Mustafa Sarıgül; “ Milyonların sesi olduklarını, halkın gerçek gündemini bildiklerini ve takip ettiklerini” söyledi.

Genel seçimlere az bir zaman kaldığını vurgulayan Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül; “Ülkeyi yöneten bir cumhur ittifakı var. Bu ittifakın karşısında, altılı masa var. Bu altılı masa, parlamenter sisteme geçmek için kurulmuş bir masadır. Bu masadaki partiler arasında, bir seçim ittifakı henüz yoktur. O masadan bir ittifak da çıkabilir, iki ittifak da çıkabilir. Hep söylediğimiz gibi, seçim takvimindeki, son gün ve saate kadar her şey olabilir. Ben ve arkadaşlarım görüşmeler yapıyoruz. Seçimler bittiğinde, ülkeyi yönetecek kadronun içinde Türkiye Değişim Partisi olacaktır.” dedi.

Erhan Usta: AYM Sansür Yasasını İptal Edecektir

0

TBMM’de görüştüğümüz İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Röportajlık’a gündeme dair özel açıklamalarda bulundu. Dezenformasyon Yasası’nda çok tartışılan 29. Maddenin AYM tarafından iptal edileceğini ifade eden Usta, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’na da yine sahip çıktı.

RÖPORTAJLIK

EYT konulu röportajlarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda TBMM’de bir araya geldiğimiz İyi Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta’ya gündemde son dönemde çokça tartışılan konuları da sorduk. Kamuoyunda tepki çeken Dezenformasyon Yasası’nı değerlendiren Usta, yasayı seçime yönelik bir hamle olarak nitelendirdi. Usta konuyla ilgili şunları söyledi:

“29. madde en sıkıntılı madde sadece basın mensuplarına değil münferit kişiler de sorumlu tutulacak. Vatandaş da attığı bir tweet’ten 3 yıla kadar hapis yatabilir. Bu seçime yönelik bir hamle. Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal edecektir fakat geçen sürede halkı susturmak ve sindirmek ana amaç. Biz bu madde için çok uğraş verdik, komisyonlarda da konuştuk ama AK Parti herhangi bir uzlaşıya yanaşmadı. İktidara gelirsek tabii ki bu durumu düzelteceğiz” diye konuştu.

İSMAİLAĞA CEMAATİ LİDERİNE SAHİP ÇIKTI

Usta’ya İsmailağa Cemaati Lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun vefat etmesi üzerine attığı başsağlığı tweetinin tartışılmasını da sorduk. Tivitinin arkasında olduğunu vurgulayan Usta, Ustaosmanoğlu’nu şu sözlerle savundu:

“Ben yaptığımın arkasındayım, orada hiç bir yanlışlık yok. Ben bir siyasetçiyim ve önemli bir partinin Grup başkanvekiliyim. Bir yerde otobüs devrilse sadece yaralı olsa bile biz geçmiş olsun demek zorundayız. Bu düşünce AKP ile gelmiş bir düşünce ben Mahmut Efendi’nin ailesine taziye mesajı yollamak için bütün görüşlerine katılmak zorunda değilim. Ben Mahmut Efendi’nin ağzından Atatürk’e dair bir hakaret işitmiş değilim. Düşünceleri farklı olabilir. Laikliği savunmuyor olabilir.

“Hem IŞİD türü veya selefi akımlara bu ülkede karşı olacaksınız veya FETÖ’ye karşı olacaksınız hem de Mahmut Efendi’ye karşı olacaksınız. Bu doğru bir şey değil. Bu selefi akımların Türkiye’de yeşermemesi için çok mücadele etmiş bir insandır Mahmut Efendi. Bu tür sapık akımların, İslami olmayan, şiddet kullanan akımların bu ülkede yeşermemesi için mücadele etmiş birisidir. Hem IŞİD’e karşı olacaksın hem de Mahmut Efendi’ye karşı olacaksın. Burada bir tutarsızlık var. Bu detayı bilmiyor olabilir insanlar.

“FETÖ’ye karşı en başından beri çok net tavır takınan birisidir. Hem siz FETÖ’ye vatan haini diyeceksiniz hem de Mahmut Efendi’ye karşı olacaksınız. Bu tutarsızlıktır.”

 

 

 

Siyaset dünyası bu nikahta buluştu

0

Bursa’nın tanınan isimlerinden Mudanya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Ali Mollasalih’in kızı Ahsen Mollasalih ile Muhammed Talha Bektaş, Bursa Osmangazi’de düzenlenen nikah töreniyle dünyaevine girdi. İş ve siyaset dünyasını bir araya getiren törende çiftin nikahını Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar kıydı.

Bursa siyaset ve medya dünyasının önemli isimlerinden Ali Mollasalih’in kızı Ahsen Mollasalih, Muhammed Talha Bektaş ile evlendi. Merinos Nikah Salonunda kıyılan nikahta Bursa’nın iş, siyaset ve medya dünyası bir araya geldi. Çiftin nikah şahitliklerini Ak Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Ak Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, İyi Parti İl Başkanı Selçuk Türk, Gıyaseddin Bingöl, Bursa Büyükşehir Belediye başkan vekili Fethi Yıldız, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım Belediye Başkanı eski başkanı Özgen Keskin, Bursa Büyükşehir Belediye eski Başkanı Recep Altepe, Hayrettin Çakmak, Ekrem Alparlı, Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Ak Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Eyyüp Kadri İnan, Tarık Tenis Türk yaptı.

Röportajlık olarak katıldığımız törende Ali Mollasalih ve eşi Reyhan Mollasalih ile Canan-İbrahim Bektaş çifti çocuklarının mutlu gününde kendilerini yalnız bırakmayan tüm konuklara teşekkük etti. Röportajlık olarak genç çifte mutluluklar dileriz.

Av.Figen Çalıkuşu: “KPSS mağdurları derhal dava açmalı”

Röportajlık’ın KPSS ile ilgili iddiaları ele alan haberinin ardından, sınava dair şüpheler tekrar gündem oldu.

Tekrarlanan KPSS’de yeni iddialar

31 Temmuz’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) şaibeli soru skandalı sonrası ÖSYM tarafından iptal edildi. Skandalın ardından ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınıp yerine Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy getirildi.

İptal edilen KPSS Lisans Sınavı’nın Genel Yetenek oturumu 18 Eylül, Alan Bilgisi oturumun ise 24-25 Eylül 2022 tarihinde tekrar edildi.

Ancak sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından ikinci sınavla da ilgili bir çok iddia ve şaibe sınava girenler tarafından çeşitli platformlarda dile getirildi.

Dile getirilen şaibelerin başında sınava girenlerin optik okuyucu üzerinde işaretledikleri cevap anahtarı ile sonuçların uyuşmamasıydı. Mağdur olduğunu öne sürenlerin bir kısmı ise net sayılarının sınav sonuçlarına yansımadığını kaydetti.

Şikayetler çoğalırken Karar gazetesi yazarı hukukçu Figen Çalıkuşu, 23 Derece youtube kanalında Burcu Uğur’un konuğu olarak yaşanan mağduriyeti ve KPSS skandallarını hukukçu gözüyle değerlendirdi.

Sınav mağdurlarının hukuki olarak izleyeceği yolu da tarif eden Çalıkuşu, mağdurlara vakit geçirmeden dava açmaları ve mahkeme kanalıyla sınav sonuçlarını yeniden değerlendirilmeye almaları tavsiyesinde bulundu.

“ESKİDEN BUNLARI FETÖ YAPIYORDU ŞİMDİ KENDİLERİ YAPIYOR”

“Bir ülkede bir iki defa yaşanır böyle şeyler biz senelerdir yaşıyoruz” diyen Figen Çalıkuşu FETÖ’yü ve geçmişteki şaibeli sınavları işaret ederek “O beraber yürüdükleri terör örgütü, sonra ‘yargı kumpası kurdular’ diye ayrıldıkları onlar yapıyordu ya bunları, şimdi aynısını yıllardır kendileri yapıyor. Değişen ne var? Hiçbir şey.” ifadelerini kullandı.

Aynı kurum tarafından yapılan iki sınavda da şaibe ve suiistimal oluğunu vurgulayan Çalıkuşu, “Buna biz neden demokratik isyan etmiyoruz? ‘Sokaklara çıkalım, vandallık yapalım’ demiyorum. Bu sınavları artık bu kurum yapamaz. Bu sınavları özel bir şirket yapsa CEO yapsa onu başında tutar mısın, tutmazsın. İyi niyet nedir telafi etmeye yöneliktir, yeni bir sistem kurmaya yöneliktir. Demek ki burada iyi niyet ve bu ülke insanlarının geleceğine dair olumlu bir tercih yok” dedi

“İPTAL EDİLEN SIAVIN SORUMLULARI NEREDE?”

İptal edilen ilk sınavla ilgili hukuki sürece işaret eden Çalıkuşu şunları söyledi:

“Şimdi güya iptal edildi bu sınav. Peki o sınava o suiistimali karıştıranla ilgili bir yargı kararı duyduk mu? Ne oldu o insanlar, sorumluları hiç bulunamadı mı, neredeler? Bir tweet atanı evinden tutup çıkartıyorsunuz. Şebnem Korur Fincancı bir tweet attı ‘sorgulansın’ dendi. Sorgulansın, sorgulanmasın, iftiradır, değildir. Koştur koştur cezaevine gönderiyorsunuz. Peki bu insanlar nerede? İptal ettiniz yani kabul ettiniz suiistimalin varlığını. İkinci sınavı yaptınız bakın tekrar ortada aynı gerçekler.”

“BİR YERDE ARTIK ‘BU DEFTERİ KAPATIYORUZ’ DEMEMİZ GEREKİYOR”

Mağdurları mutlaka kağıtlarının incelenmesi isteğiyle İdare mahkemelerine dava açmaları ve sınavın iptalini istemeleri gerektiğini vurgulayan Çalıkuşu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sınav kağıdının kurumdan istenerek incelenmesini mahkemeler yapabilir, o mahkemenin yetkisi altında. Bunu boş geçmeyelim, bugün KPSS yarın YKS.  Tercihleri bu ülkenin insanları değil, tercihleri kendi tebaalarını yerleştirmek. Sadakate dayalı bir yapı kurmak. İnsanlar çaresiz bir şekilde sadıkmış gibi gözükmek zorunda kalabilirler ama nereye kadar. Bugün kendinizi bir yere yerleştirdiniz sadık göründünüz. Peki milyonlar var, sizin evlatlarınız var, yarın onlar da değişik sınavlara girecekler. Bir yerde artık ‘milat bitti bu defteri kapatıyoruz. Biz gerçekten hukuk ve adalet istiyoruz.’ diye haykırmamız gerekiyor”

“DERHAL DAVA AÇMALARI LAZIM”

“Mağdurların İdare mahkemelerine derhal dava açmaları lazım” Çalıkuşu mağdurlara şöyle seslendi: “30 günü geçirdik diye endişe etmesinler idariye başvurup bir cevap alamadıkları taktirde tekrar süre başlar. O yüzden çok gecikmeden mutlaka en son idari işlemden itibaren 30 gün içinde kağıtlarının tedbiren incelenmesi ve sınavın iptali isteğiyle dava açsınlar.”

Sınav mağdurlarına ‘bu dava sürer, uzar’ diyerek yılgınlığa kapılmamalarını hatırlatan Figen Çalıkuşu “En azından birey olarak bir hakkı elde edecekler, mahkemeyle kayıt altına alacaklar. Kazandıkları zaman tazminat alacaklar, hem de manevi tazminat isteme hakkı olacaklar.
Cevap geldikten sonra 30 günü geçirmeyin, eğer hiç cevap vermezlerse de başvurunuzdan itibaren 60 günü geçirmeden dava açın. Ben ÖSYM’ye başvurmayı tercih etmezdim doğrudan dava yolunu tercih ederdim. 30 günü beklesinler başvuru sonrası ikinci 30 gün içinde cevap gelmezse 60 günü doldurmadan dava açsınlar” dedi.

“SEN OY VERMEZSEN O KOLTUKTA OTURABİLİRLER Mİ?”

Hukuksuzluğun toplumsal hayatın her alanında yaşandığını ifade eden Çalıkuşu sözlerini şöyle noktaladı:

“Hukuksuzluk adaletsiz tek orada değil ki topluca hak arama peşinde her alanda olmamız lazım. Hukuksuzluk her tarafımızı kuşattı ama sanmayın ki hukuk ölür. Bu böyle sürmeyecek. Bizi de medeni ülkelerdeki insanlar gibi konforlu huzurlu özgür yaşayan insanlar olmayı hak etmiyor muyuz? Ne eksiğimiz var?

O yüzden herkes önüne çıkan mağduriyetlere toplumsal mağduriyetlere de sahip çıkarak mücadele etmeli. Patron biziz, vergiler bizim, oylar bizim her zaman bunu söylüyorum. Benim gariban vatandaşım siyasi gördüğünde önünde düğme ilikliyor. Neden? O senin önünde düğmelesin. Sen oy vermezsen o, o koltukta oturabilir mi?”